(0212) 679 32 53

Dolandırıcılık Suçu

Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nda “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında, madde 157 vd.’da yer alan bir suçtur. TCK m.157’ye göre, bir kimseyi hileli davranışlarla aldatıp onun ya da başkasının zararına, kendisine veya bir başkasına yarar sağlayan kişi hakkında cezaya hükmolunacaktır. Dolandırıcılık suçunda korunmak istenen hukuksal yarar malvarlığıdır.

Dolandırıcılık suçunun faili herkes olabilir. Fakat bir kamu görevlisinin görevinin sağlamış olduğu güveni kötüye kullanarak menfaat sağlaması gerektiğine karşı tarafı inandırıp haksız bir menfaat elde etmesi durumunda ikna suretiyle irtikap suçu ( TCK m.250/2) oluşacaktır. Dolandırıcılık suçunda fail ise münhasıran malvarlığı zarara uğrayan kişidir. Bu suçun oluşması için kendisine karşı hileli davranışlarda bulunulan kişi ile bunun sonucunda malvarlığı zarara uğrayan kişinin aynı kişi olmasına gerek yoktur. Bu suçun maddi konusunu taşınır ve taşınmaz mallar oluşturabileceği gibi alacak hakkı da suçun maddi konusu arasında yer almaktadır.

TCK m.157’de yer alan dolandırıcılık suçunun maddi unsurlarının üç alt unsurdan oluştuğunu söylememiz mümkündür. Buna göre, failin hileli bir davranışta bulunmuş olması, bu davranış sonucunda mağdurun aldatılmış olması, mağdurun ya da bir üçüncü kişinin zararına olarak failin kendisine veya bir üçüncü kişiye yarar sağlamış olmasıdır. Dolayısıyla bu suç, birden fazla hareketli bir suç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu suçun manevi unsurunu genel kast oluşturmaktadır. Failin kastı, hem hileli davranışa hem bunun sonucunda mağdurun hataya düşürülmesine hem de haksız yarar sağlamaya yönelik olması gerekmektedir. Söz konusu hareket sonucunda failin aslında zarar vermek istediği kişi dışında bir başkasının zarara uğramış olması kastı ortadan kaldırmayacaktır. Bu suçun olası kastla da işlenmesi mümkündür, bu durumda faile verilecek olan ceza indirilir.

Dolandırıcılık suçu, bir başkasının zararına olarak haksız yararın elde edilmesiyle tamamlanır. Dolayısıyla bu suç, bir netice suçudur. Hileli davranışlara başvurulmuş olmasına karşın failin engel bir neden yüzünden yarar elde edilememiş ya da hileli davranışlar herhangi bir engel nedeniyle tamamlanamamışsa bu suçun teşebbüs aşamasında kaldığından söz etmek mümkündür.  Dolandırıcılık suçunun tipik hareketlerini tamamen ya da kısmen gerçekleştiren kişiler bu suçun müşterek faili olarak kabul edileceklerdir. Bu suça yardım etme biçiminde de iştirakte bulunmak söz konusu olabilir.

Dolandırıcılık Suçunun Cezası

 

Dolandırıcılık suçunun TCK’ ya göre cezalandırılma şekli üç farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır: Suçun temel halinin işlenmesinden dolayı cezalandırma, suçun nitelikli halinin işlenmesinden dolayı cezalandırma ve suçun daha az cezayı gerektiren hallerinin varlığı. TCK m.157’de yer alan dolandırıcılık suçunun basit halinin işlenmesi durumunda fail, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasının yanı sıra beş bin güne kadar adli para cezasına da çarptırılacaktır. TCK m.158’te ise nitelikli dolandırıcılık suçuna yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan suçun işlenmesi halinde ise fail hakkında 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunacaktır. Fakat bu maddede yer alan ayrı bir düzenlemeye göre (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde yer alan suçlardan birinin işlenmesş halinde faile verilecek olan hapis cezasının alt sınırı 3 yıldan az olamayacağı gibi verilecek olan adli para cezası suçtan elde edilmiş olan menfaatin iki katından az olamayacaktır.

Dolandırıcılık Suçunun Cezası TCK

TCK m.159’da ise dolandırıcılık suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli haline yer verilmiştir. Bu maddeye göre, dolandırıcılık suçunun hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil etmek amacıyla işlenmesi halinde mağdurun şikayeti üzerine fail hakkında 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasına veya adli para cezasına hükmolunacaktır. Bu maddeyle görüyoruz ki suçun bu sebeple işlenmesi durumunda, suçun takibi şikayete bağlı hale gelecektir. Ancak dolandırıcılık suçunun temel ve nitelikli halleri açısından böyle bir durum mevcut değildir. Aynı zamanda dolandırıcılık suçunun hukuki bir alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde fail hakkında verilecek olan ceza seçimliktir; diğer durumlarda ise hem adli para cezasına hem de hapis cezasına hükmedilecektir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Unsurları

 

Nitelikli dolandırıcılık suçunun işlenmesi, cezanın ağırlaştırılmasını gerektiren bir haldir ve ağır ceza mahkemesinde yargılanır. Nitelikli dolandırıcılık suçu, TCK m.158/1 ’de on bir bent halinde yer almaktadır. Bu bentlerde belirtilmiş olan suçlardan birinin varlığı halinde fail hakkında nitelikli dolandırıcılıktan ötürü cezaya hükmolunacaktır.

TCK m.158/1’e göre belirtilen ilk nitelikli hal suçun dini inanç ve duyguların istismar edilmesiyle suretiyle işlenmesidir. Bu suçun maddi unsurunu karşı tarafın dini inanç ve duygularının istismar edilmesi oluşturmaktadır. Örneğin, muskacılık ve üfürükçülük faaliyetleri neticesinde mağdurdan yarar sağlanması halinde bu suç oluşacaktır. Aynı zamanda dolandırıcılık suçunun kişinin içinde bulunmuş olduğu tehlikeli durum ya da zor şartlardan faydalanmak suretiyle işlenmesi halinde de nitelikli dolandırıcılık söz konusu olacaktır. Bu halin uygulanabilmesi için mağdurun, zor veya tehlikeli bir durum içerisinde olması gerekir.

Dolandırıcılık Suçunun Nitelikli Unsurları

 

Dolandırıcılık suçunun kişinin algılama yeteneğinin zayıf oluşundan yararlanmak suretiyle veya kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olacak biçimde işlenmesi de mümkündür. Aynı zamanda m.158/1’de yer alan bir nitelikli hal de bu suçun kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasal partif, vakıf ya da dernek tüzel kişilerinin araç olarak kullanılmasıyla işlenmesi de mümkündür. Bu suçun bilişim sistemlerinin, banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanılması haliyle işlenmesi de söz konusu niteliki haller arasındadır. Dolandırıcılık suçunun basın ve yayın araçlarının sağlamış olduğu kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi halinde de cezanın ağırlaştırılması gerekecektir. Bu suçun maddi unsurunu basın ve yayın araçlarının suçun işlenmesi için kullanılmış olması oluşturacaktır.

TCK m.158’de yer alan diğer nitelikli halleri ise şu şekilde sıralamamız mümkündür: Dolandırıcılık suçunun tacir ya da şirket yöneticisi olan veya şirket adına hareket etmekte olan kişilerin ticari faaliyetleri esnasında; kooperatif yöneticilerinin ise kooperatifin faaliyeti esnasında işlemesi, suçun serbest meslek sahibi olan kişilerin kendilerine duyulan güvenden faydalanmak suretiyle işlenmesi. En son belirtmiş olduğumuz nitelikli halin uygulama alanı bulabilmesi için suçun, mesleğin yapıldığı esnada işlenmiş olması gerekmektedir. Bununla beraber meslekten dolayı kendilerine duyulan güvenin de kötüye kullanılmış olması suçun unsurları arasında yer almaktadır. Dolandırıcılık suçunun sigorta bedeli almak amacıyla ya da kamu görevlileriyle bir ilişkisi olduğu veya onlar nezdinde hatırı sayılır olduğundan bahisle ve belli bir işin görüleceğine dair vaatte bulunularak menfaat temin edilerek işlenmesi de mümkündür. Tüm belirtmiş olduğumuz suçların manevi unsurunu genel kast oluşturmakta olup olası kastla da işlenmeleri mümkündür.

Kişinin Algılama Yeteneğini Kullanarak Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

 

Kişinin algılama yeteneğinin zayıf oluşundan faydalanmak suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebileceğine, bu suçun nitelikli hallerini belirtirken değinmiştik. Burada belirtilmiş olan nitelikli halin gerçekleşebilmesi için karşı tarafın yaş küçüklüğü, akıl zayıflığı, aşırı yaşlılığı ya da sarhoşluğu gibi nedenlerle algılama yeteneğinin zayıflamış olması gerekmektedir. Karşı tarafın fail bakımından bu duruma düşürülmüş olmasına gerek olmadığı gibi karşı tarafın bu duruma düşmede kusuru olup olmaması da önem arz etmeyecektir.

Eğer mağdura alkol ya da uyuşturucu vermek suretiyle kendisini bilmeyecek hale getirme söz konusu ise yani algılama yeteneği tamamen ortadan kaldırılmışsa dolandırıcılık değil; yağma suçu ( TCK m.148/3) oluşacaktır. Aynı zamanda nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşması için karşı tarafından algılama yeteneği zayıflamış olması gerekmektedir. Eğer mağdur, fail tarafından başvurulmuş olan hileli davranışı algılama ve anlayabilme yeteneğine sahip değilse bu kişilerin aldatılması da mümkün olmayabilir. Dolayısıyla dolandırıcılık suçu yerine hırsızlık suçunun oluşmadı da mümkün olabilir.

Bilişim Sistemlerini Kullanarak Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

 

Dolandırıcılık suçunun işlenmesinde bilişim sistemlerinin kullanılması, faile sağlamış olduğu kolaylık sebebiyle TCK bakımından nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay da bilişim sistemlerinin dolandırıcılık suçunda araç olarak kullanılması halinde fiilin kandırıcı niteliğinin daha fazla olduğuna dikkat çekmiştir. Bu bent anlamında bilişim sistemini tanımlamak gerekirse şu şekilde yapmamız mümkündür: Bilişim sistemi, verileri toplayıp bunları yerleştirdikten sonra onları otomatik işleme tabi tutma olanağı sağlayan manyetik sistemlerdir. Dolayısıyla bu manyetik sistemlerinin sağlamış olduğu kolaylıktan faydalanarak kişi ya da kişileri dolandıran fail veya failler nitelikli dolandırıcılık sebebiyle daha ağır cezaya çarptırılacaktır.

Kamu Kurum ve Kuruluşlarını Kullanarak Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

 

Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması halinde nitelikli dolandırıcılık suçu gündeme gelecektir. Kamu kurumu; devlet tüzel kişiliğini, belediyeleri, il özel idarelerini, köyleri, üniversiteleri, YÖK’ü, TRT’yi ve katma bütçeli kuruluşları kapsamaktadır. Sayılan kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılmış olması nitelikli halin gerçekleşmesi için yeterli olduğundan bunların aynı zamanda suçtan zarar görmüş olmalarına gerek yoktur. Suçun oluşması için söz konusu tüzel kişiliğin yerel ya da üst örgütlerinin suçta araç olarak kullanılmasının bir önemi yoktur.  Yargıtayın içtihadına göre ise kamu kurum ve kuruluşlarının adının kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığı da suçta kullanılmış olmalıdır.

Banka Kurumunu Kullanarak Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

 

Dolandırıcılık suçunun işlenmesinde banka kurumunun kullanılması suçun nitelikli hali oluşturacağından fail hakkında hükmolunacak ceza ağırlaştırılacaktır. Suçta, banka kurumlarının kullanılması suçun işlenmesi açısından faile kolaylık sağlayacağından dolayı TCK’da nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanılış olduğundan söz edebilmemiz için, dolandırıcılık eylemi gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması ve üçüncü kişilerin zararına olarak haksız bir çıkar elde edilmesi gerekmektedir. Söz konusu bendin uygulama alanı bulabilmesi için bu suç ile gerçek bir kişinin aldatılmış olması gerekmektedir.

Kredi Açılmasını Sağlamak Amacıyla Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

 

Kredi açılmasını sağlamak maksadıyla nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiğinden söz edebilmek için öncelikli olarak banka ya da diğer kredi kurumlarının suçtan zarar görmüş olmaları gerekmektedir. Aynı zamanda fail, tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama özel kastı ile hareket etmiş olmalıdır. Ayrıca krediyi alan kişinin kredi tahsis etme görevine sahip olan kişilere yönelik hileli bazı davranışlarda bulunması gerekir. Örneğin, sahte kıymet raporları ya da gerçeğe aykırı bilanço düzenlenmesi kredisi tahsis etme görevine sahip kişilere karşı yöneltilmiş olan hileli hareketlerdendir. Ayrıca Kredi kartı dolandırcılığı hakkında bilgi almak için şuradaki makalemizi okumanızı öneririz.

Dolandırıcılık Suçu ve Etkin Pişmanlık

 

TCK’ya göre bazı suçların varlığı halinde etkin pişmanlık hükümlerine başvurulması mümkündür. Fakat etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için bulunması gereken bazı şartlar mevcuttur. Ancak bu koşulların varlığı halinde fail etkin pişmanlıktan yararlanabilecektir.

Dolandırıcılık Suçu ve Etkin Pişmanlık

 

TCK m.168’e göre dolandırıcılık suçu tamamlandıktan sonra ve ancak bu sebeple hakkında kovuşturma başlamasından önce, failin, yardım edenin ya da azmettirenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğramış olduğu zararı aynen geri verme ya da tazmin sureti ile gidermesi halinde faile verilecek olan ceza üçte ikisine kadar indirilecektir. Eğer etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce gösterilirse, bu durumda faile verilecek olan ceza yarısına kadar indirilebilecektir. Aynı maddeye göre kısmen geri verme ya da tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama alanı bulabilmesi için aynı zamanda mağdurun rızası aranmaktadır.

Dolandırıcılık Suçu Yargıtay Kararları

 

Yargıtayın dolandırıcılık suçuna dair pek çok kararı mevcuttur. Bunlardan bir tanesi dolandırıcılık suçunun banka ya da diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi halidir. Yargıtaya göre, sanığın ele geçirmiş olduğu başkasına ait olan nüfuz cüzdanını kullanarak banka görevlilerince basımını sağladığı sahte kredi kartını kullanarak haksız yarar sağlaması halinde dolandırıcılık suçu değil; TCK m.245’te yer alan banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu oluşacaktır.

Dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması durumunda sistemlerin sağlamış olduğu kolaylıktan faydalanan failin daha ağır cezalandırılacağına daha önce de değinmiştik. Bu tip olaylar Yargıtayın karşısına çok çeşitli çıkmakla beraber günlük hayatta da sıkça karşımıza çıkmaktadır. Örneğin bir olayda, sanığın sahibinden.com ismine sahip olan internet sitesinden satışa çıkartmış olduğu otomobili satın almak için arayan katılandan ilanı kaldırması için kapora istediği ve katılanın da 150TL kaporayı sanığın posta çeki hesabına gönderdiği, ilgili PTT şubesi ile yapılmış olan yazışmada paranın sanık tarafından çekildiğinin iddia edilmiş olduğu olayda Yargıtay, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlendiğine karar vermiştir. ( Yar. 15. CD., 30.05.2013, 66796/10145)

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply