(0212) 679 32 53
info@topo.av.tr

Gayrimenkul Davaları

Gayrimenkul davaları, gayrimenkul hukukundan doğmuş olan davalardır. Gayrimenkul hukuku ise; eşya hukuku, borçlar hukuku ve icra hukuku gibi çeşitli hukuk dallarını kapsayan geniş bir hukuk alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Gayrimenkul hukukunun bu denli geniş ve kapsamlı olması da bu alanda doğacak problemlerin çözümünde, yani açılacak olan gayrimenkul davalarında alanında uzman bir avukata danışılmasını zorunlu hale getirmiştir. Gayrimenkul davalarının avukat ile yürütülmesi kanunen bir mecburiyet olmamakla beraber, olası hak ve menfaat kayıplarının önüne geçilmesi adına hukuki destek alınması çok daha yerinde bir hareket olacaktır.

 

Mülkiyet hakkının bir türü olan taşınmaz mülkiyeti ve bu mülkiyetten doğan ihtilaflar ve davalar gayrimenkul hukukunun esas konusunu teşkil etmekte ve gayrimenkul avukatlarının çalışma alanını oluşturmaktadır. Gayrimenkul hukukunun kendine özgü birtakım dava türleri mevcuttur. Söz konusu davalardan bazılarını şu şekilde sıralamamız mümkündür: Taşınmazdan doğan tazminat davaları, ecrimisil davası, istihkak davaları, kamulaştırmasız el atma davaları, ortaklığın giderilmesi davası, tapu iptal ve tescil davaları, tahliye davaları, irtifak hakkının kurulmasına ilişkin davalar, kat mülkiyeti uyuşmazlıklarından doğan davalar ve kira bedeli tespit davaları en çok karşılaşılan gayrimenkul davaları arasında yer almaktadır. Elbette ki bu dava türleri somut olayın özelliklerine farklılık gösterecektir.

 

Gayrimenkul hukukunu ilgilendiren her türlü işte büyük meblağların var oluşu, bu hukuk dalının önemini daha da artmıştır. Çünkü atılan yanlış bir adım veya kaçırılan bir süre çok büyük maddi kayıplara sebebiyet verebilecektir ki çoğu zaman bunları telafisi mümkün değildir. Bu nedenle yalnızca gayrimenkul davalarında değil; gayrimenkul işlerinde de alanında uzman bir avukata başvurulması ve kendisine danışılması doğru bir hareket olacaktır. Danışmanlık hizmeti alınmasıyla ileride doğabilecek sorunların ve uyuşmazlıkların önüne geçilmesi mümkün hale gelecektir.

 

Ecrimisil Davası

Gayrimenkul davaları denildiği zaman akla ilk gelen dava türlerinden birisi; ecrimisil davasıdır. Ecrimisil, bir malın kullanılmasından doğan menfaatin ölçülmesi neticesinde ortaya çıkan bedel olarak tanımlanabilir. Fakat bir malın her kullanımında ecrimisil talep edilmesi mümkün değildir. Ancak sayacağımız koşulların varlığı halinde ecrimisil talebinde bulunulabilecektir.

 

Ecrimisil Davaları

 

Ecrimisil talep edilebilmesi için öncelikle haksız işgal olmalıdır. Aynı zamanda haksız işgal sebebiyle malın sahibi ya da zilyeti zarara uğramış olmalıdır. Haksız işgali gerçekleştiren kişinin kötü niyetli olması da ecrimisil talebi için aranan koşullardandır. Ayrıca kötü niyetli zilyedin elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği semerelerin varlığı aranmaktadır. Bu şartların varlığı halinde ecrimisil talep etmek mümkün olacaktır.

 

Ecrimisil davası ile bir malı haksız olarak elinde bulundurdan, malın esas sahibi kötü niyetli bu kişiye karşı haksız işgalin tazminatını isteyecektir. Bu tazminat çoğunlukla geriye dönük olarak hesaplanacak kira bedeli olarak da dile getirilmektedir. Bir malı haksız olarak işgal eden kimse, fuzuli şagil olarak adlandırılmaktadır. Bir arazide izin almaksızın inşaat yapmak, kamu hizmetine tahsis edilen bir binayı kullanmak, kiraya verilen bir taşınmazı, kira süresi dolmuş olmasına rağmen kullanmaya devam etmek gibi hallerde ecrimisil talep edilmesi mümkündür. Yargıtay’ın kararına göre ecrimisil davalarında zamanaşımı süresi 5 yıl olarak kabul edilmiştir. Açılacak ecrimisil davasın görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup yetkili mahkeme ise HMK’ya göre uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

 

Ortaklığın Giderilmesi Davası

Gayrimenkul davalarından en çok karşılanlardan birisi de izale-i şuyu olarak da bilinen ortaklığın giderilmesi davasıdır. Bu dava ile elbirliği veya paylı mülkiyete konu olan bir taşınır ya da taşınmaz üzerindeki ortaklık sona erdirilmektedir. Böylece ferdi mülkiyete geçiş sağlanmaktadır.

 

Ortaklığın giderilmesi davası süreci, ortakların anlaşıp anlaşmamasına göre değişik sonuçlar meydana getirecektir. Paylı mülkiyette ortaklar, kendi aralarında yapacakları bir sözleşme ile ortaklığın giderilmesini sağlayabilirler. Fakat uygulamada genellikler paydaşlar bu konuda bir uzlaşmaya varamamakta ve hatta yargılama giderlerinin de ödenmemesi amacıyla uzun yıllar dava açılmamaktadır. Fakat paydaşlardan birinin ölümü halinde dava açıldığın bu durum karışık hale geleceğinden tüm paydaşlar hayattayken ortaklığın giderilmesi için dava açılması daha doğru olacaktır.

 

Ortaklığın Giderilmesi Davası

 

İzale-i şuyu davasının esas amacı, ortaklar arasında çıkan uyuşmazlığın mahkeme kanalıyla çözüme kavuşturulmasıdır. Eğer dava konusu taşınmaz bölünebilir nitelikte ise mahkeme, taşınmazın taraflar arasında aynen paylaştırılmasına karar verecektir. Fakat bölünmesi mümkün olmayan bir taşınmaz dava konusuysa bu durumda taşınmazın açık arttırma yoluyla satışına karar verilecektir. Satıştan elde edilen bedel de paydaşlar arasında pay oranlarına göre paylaştırılacak ve ortaklık, mahkeme kararı ile giderilmiş olacaktır. Bu dava, taşınmaza paydaş olan herkes tarafından açılabilir. Fakat davanın görülebilmesi bakımından tüm paydaşların davada yer alması zorunludur. Bu nedenle eğer pay sahiplerinden birisi ölürse onun mirasçı bu davaya dahil olmak durumunda kalacaktır. Aksi halde davanın sonuçlandırılması mümkün olmayacaktır.

 

Ortaklığın giderilmesi davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olup buradaki mahkeme kesin yetkilidir. Yani taraflar ileri sürmese de hakim, yetkiki re’sen dikkate alacaktır ve davanın her aşamasında yetki itirazında bulunmak mümkün olacaktır.

Tapu Kayıtlarının Düzeltilmesi Davası

Gayrimenkul davalarından bir diğeri de tapu kayıtlarının düzeltilmesi davasıdır. Bu tür gayrimenkul davalarında, tapu kayıtlarında yanlışlık olduğu gerekçesi söz konusu olur.Bu kaydın düzeltilmesi isim değişikliği gibi bir sebebe dayanabileceği gibi anne-baba isminin yanlış yazılması veya yüzölçümünün yanlış belirlenmesi gibi bir sebebe de dayanabilir.

 

Tapu kayıtlarının düzeltilmesi için dava açmak isteyen kişi öncelikle buna uygun bir dilekçe yazmalıdır. Dilekçede yer alması gereken en önemli husus; yanlışlığın ne olduğudur. Bunun aynı zamanda bir yanlışlık olduğunun ispatı da gereklidir. Usulüne uygun olarak yazılan bir dilekçe ile başvuru yapıldığı takdirde gerekli incelemeler gerçekleştirilecek ve davacının talebi yerinde görülürse tapu kaydının düzeltilmesi yönünde karar verilecektir.

 

Tapu kaydının düzeltilmesi davası çekişmesiz yargı işleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle HMK m.388 uygulama alanı bulacaktır. İlgili madde hükmüne göre, çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Her ne kadar tapu kaydının düzeltilmesi davası basit bir dava olarak görülse de dilekçede yanlışlık yapılması ya da ispatın tam anlamıyla gerçekleştirilememesi gerçekten hak sahibi olan kimsenin zararına sonuçlar doğurabilir. Hem zaman hem de nakit kaybı yaşanmaması bakımından gayrimenkul hukuku alanında hizmet vermekte olan bir avukata danışılarak gayrimenkul davalarının açılması ve yürütülmesi daha sağlıklı olacaktır.

 

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply