(0212) 679 32 53

Göçmen Kaçakçılığı

Göçmen kaçakçılığı her geçen gün artmaktadır. Her birey için dünya şartları değişmektedir. Bazıları için etken edinim yaşanırken, bazı şahıslar için ise edilgen kazanım söz konusu olmaktadır. İnsanlar, hayatlarını idame ettirebilmek için değişen hayat şartlarına adapte olmaya çalışmaktadırlar. Bu adaptasyon kimi zaman farklı sahalarına yönelim ile gerçekleşmekte iken kimi zaman ise dünyanın farklı noktalarındaki iklimlere, ülkelere göç ile sağlanmaktadır.

Bu bağlamda ise insanlar yasadışı yollara başvurarak bu ülkelere giriş yapmakta veyahut da yasal bir şekilde giriş yapmasına rağmen kendine tanınan sürede ülkeden ayrılmamaktadırlar.

Türk Dil Kurumu’nun tanımına göre göç; “ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitmesi” şeklinde tanımlanmıştır. Biz ise bu makalede göç kavramının yasa dışı boyutunu ele alacağız.

Göçmen kaçakçılığını ihtiva eden ilk islâk 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’na 03.08.2002 tarih ve 4771 sayılı Kanun’un 52. maddesinin (B) bendi ile getirilmiş ve Kanun’a 201. maddeden sonra gelmek üzere, göçmen kaçakçılığına ilişkin 201/a maddesi ilave edilmiştir.

Kezalik 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hürriyet Aleyhine İşlenen Cürümler” başlıklı 2. babının “İş ve Çalışma Hürriyeti Aleyhindeki Cürümler” başlıklı 6. faslına eklenen 201/a maddesinde;
“Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yabancı bir devlet tâbiiyetinde bulunan veya vatansız olan veya Türkiye’de sürekli olarak oturmasına yetkili mercilerce izin verilmemiş bulunan kimselerin Türkiye’ye yasal olmayan yollardan girmelerini veya ülkede kalmalarını, bu kişilerin veya Türk vatandaşlarının yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkmalarını sağlamaya göçmen kaçakçılığı denilir. Göçmen kaçakçılığı suçunun faillerine veya böyle bir suça iştirak etmeksizin, daha önce ülkeye sokulmuş veya girmiş kaçak göçmenleri, maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollarla ülkeden çıkaranlara, yasal koşullara uymaksızın ülkede kalmalarını olanaklı kılanlara, bu maksatla sahte kimlik veya seyahat belgelerini hazırlayanlara veya temin edenlere ya da bu suçlara teşebbüs edenlere, fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan az olmamak üzere ağır para cezası verilir; suçun işlenmesinde kullanılan taşıtlar ve bu fiil nedeniyle elde edilen maddî menfaatler müsadere edilir. Yukarıdaki fıkralarda yazılı olan suçlar, kaçak göçmenlerin yaşamlarını veya vücut bütünlüklerini tehlikeye soktuğu veya insanlık dışı veya onur kırıcı muamele biçimlerine tâbii kılınmalarına neden olduğu hâllerde faillere verilecek cezalar, yarısı oranında; ölüm meydana gelmiş ise bir kat artırılarak hükmolunur. Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçlar örgütlü olarak işlendiğinde faillere verilecek cezalar bir kat artırılarak hükmolunur” hükmü ilave edilmiştir.

Günümüzde ise yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda “göçmen kaçakçılığı” özel hükümleri ihtiva eden ikinci kitabın, “uluslararası suçlar” başlıklı ikinci bölüm içerisinde 79. Maddede;

“Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;
a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkân sağlayan,
b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân sağlayan,
Kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Suç, teşebbüs aşamasında kalmış̧ olsa dahi, tamamlanmış̧ gibi cezaya hükmolunur.
Suçun, mağdurların;
a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,
b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi, hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.
Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur” şeklinde düzenlenmiştir.

Göçmen kaçakçılığı suçunda fail tüm gerçek kişiler olabilir. Ne var ki göçmen kaçakçılığında tüzel kişi suçun faili olamaz. Tüzel kişiliğe ait yetkili organların, yöneticilerin veyahut da temsilcilerin bu suçu işlemeleri azimetinde bizâtihi kendileri suçun faili olacaklardır.
Göçmen kaçakçılığı seçimlik hareketli bir suçtur. Yani doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan bir yabancıyı ülkeye sokmak, ülkede kalmasına olanak sağlamak ya da Türk vatandaşı olması veya yabancının yurt dışına çıkmasına olanak sağlamak fiiliyatından birini dahi gerçekleştirmiş olmak göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturacaktır.
Göçmen kaçaklığı suçunun taksirle işlenmesi melhuz değildir. Türk Ceza Kanunu’nda “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadı” gözetildiğinden göçmen kaçakçılığı suçu için sadece kast aranmıştır. Faraza, hatır için bir Türk vatandaşının yasadışı yollardan çıkmasına imkân sağlayan kişi göçmen kaçakçılığı suçunu işlemiş sayılmayacaktır. Zira burada maddi bir menfaat maksadı hâsıl olmamıştır.
Göçmen kaçakçılığı suçunun birden fazla kişinin kaçırılması şeklinde işlenmesi halinde içtima hükümleri vücut bulacaktır. Buna göre; Türk Ceza Kanunu’nun 43. Maddesinin 2. Fıkrasında,
“Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır ceza veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.
Göçmen kaçakçılığı suçun cezai müeyyidesi ise üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıdır. Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise verilecek cezalar yarı oranında arttırılır.

Göçmen Kaçakçılığı Suçuna Yargıtay’ın Bakışı

Yargıtay, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde, yasadışı yollardan ülkeye girişi temin etmeye yönelik fiiliyatı göçmen kaçakçılığı suçu kapsamında değerlendirmiştir. Buna örnek olarak; “Meriç Nehri’nin ve yol güzergâhının durumu hakkında diğer sanıklara bilgi verdikleri, göçmenleri taşıyan araçların geçişinden önce yolu kontrol ettikleri ve göç- menleri sınırdan geçiren kılavuz tabir edilen kişileri dönüşlerinde İstanbul veya Keşan’a götürdükleri, sanık Ü.G.’nin de, göçmenlerin içine binerek gizlenip sınırı geçmeleri için maddi menfaat karşılığı TIR temin ettiği, yine İpsala’ya taşınmaları için araç bulunmasına yardım ettiği anlaşılmış bulunmasına göre; kanıtlanan eylemleri TCK’nın 201-a/2. madde ve fıkrasında tanımı yapılan göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturduğu halde, suç nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde TCK’nın 313. maddesinden hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir” şeklinde karar vermiştir.

Yargıtay bir başka olayda da, sanıkların ülkeye yasadışı yollardan girmiş bulunan ve Yunanistan’a geçmek isteyen 53 yabancı uyruklu göçmeni, Van gölünden geçirmeye çalıştıkları sırada yakalandıklarının, tüm dosya içeriğinden anlaşılmasına göre; bu eylemin kaçak göçmenlerin yurt dışına çıkmalarına imkân sağlamaya teşebbüs aşamasında kaldığını ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 79. Maddesinin uygulanması halinde verilecek cezanın zikredilen yasanın 35. Maddesi uyarınca dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilmesinin gerektiğini belirtmiştir.

Bu konu ile ilgili “Yabancı çalışma izni” ve “Türk vatandaşlığına geçiş başvurusu nasıl yapılır” makalelerimizi okumak için tıklayın. Göçmen Kaçakçılığı suçu ve cezası

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 votes, average: 5,00 out of 5)
Loading...

Leave a Reply