(0212) 679 32 53

Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Güveni kötüye kullanma suçu, Türk Ceza Kanunu’nda “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında, madde 155’te yer alan bir suç tipidir. Bu suçla korunmak istenen hukuksal yarar, mülkiyet; yani başkasının malvarlığına yönelik olarak gerçekleştirilen ihlallerin önüne geçilmesidir. Bu suçta fail, geri verilmek üzere kendisine verilmiş olan mal üzerinde ancak malın malikinin gerçekleştirebileceği nitelikte bazı tasarruflarda bulunmaktadır.

Güveni kötüye kullanma suçunun faili, suç konusunu oluşturan malın zilyetliği kendisine devredilmiş olan kişi olduğundan dolayı, bu suç ancak söz konusu kişi tarafından işlenebilir. Dolayısıyla bu suç, faili bakımından özgür bir suç olarak karşımıza çıkmaktadır. Güveni kötüye kullanma suçunun mağduru ise, suça konu edilmiş olan malın malikidir. Fakat eğer malın zilyetliği malikte değilse ve o malın zilyedi tarafından faile mal devredilmişse, zilyet olan kimse mağdur olmayacağından dolayı şikayet hakkı da doğmayacaktır.

TCK m.155’te yer alan güveni kötüye kullanma suçunda hukuka aykırılığın ortadan kalkmasını sağlayan neden, hakkın kullanılmasıdır. Ayni bir hak olan hapis hakkının kullanılmış olduğu hallerde güveni kötüye kullanma suçu oluşmayacaktır. Aynı zamanda eğer malın sahibi, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmaya yönelik olarak rıza gösterirse bu durum da hukuka aykırılığı ortadan kaldıracağı için suç oluşmayacaktır. Güveni kötüye kullanma suçu ikiye ayrılır, basit ve nitelikli hal olmak üzere. Basit şekli şikayete tabi suçlar arasındadır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir?

Güveni kötüye kullanma suçu, bir başkasına ait olup da muhafaza etmek ya da belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin ya da başkasının yararına zilyetliğin devir amacı dışında tasarrufta bulunma ya da devir olgusunu inkar etme halinde ortaya çıkan suçtur. Güveni kötüye kullanma suçunun konusunu, zilyetliği faile devredilmiş olan mal oluşturmaktadır. “Mal” sözcüğünden taşınır ve taşınmaz malları hepsinin bu suçun konusu olabileceğini anlamak doğru olacaktır. Aynı zamanda “misli şeyler” de bu suça konu olabilir. bahsi geçen suçun oluşabilmesi için malın zilyetliğinin de faile devredilmiş olması gerekmektedir.

 

Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Suçun maddi unsuru, failin zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde malikmişcesine tasarrufta bulunmasıdır. Yani suçun konusunu oluşturan mal üzerinde ancak malik olmanın verdiği bazı yetkilerin kullanılması halinde bu suç oluşacaktır. Suçun konusunu oluşturan malı satma, rehnetme, tüketme biçimindeki hareketler ile suç meydana gelebilecektir. Devir olgusunu inkar etmede ise failin malın zilyetliğinin kendisine teslim edilmediğini iddia etmesi durumudur. Bu açıklama doğrultusunda güveni kötüye kullanma suçunun seçimlik hareketli bir suç olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Fail, zilyetliğin devir amacı dışında tasarrufta bulunabileceği gibi devir olgusunu inkar ederek de bu suçu işleyebilir. Her iki durumun söz konusu olduğu hallerde tek bir güveni kötüye kullanma suçu oluşacaktır.

TCK m.155/2’de güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hallerine yer verilmiştir. İlgili maddeye göre, meslek ve sanat, ticaret ya da hizmet ilişkisinin veya hangi sebepten doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idar etme yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında güveni kötüye kullanma suçunun işlenmesi, suçun nitelikli halini oluşturacaktır.

Güveni kötüye kullanma suçu kasten işlenebilen bir suç olup, doğrudan kastla işlenebileceği gibi olası kastla da işlenmesi mümkündür. Aynı zamanda bu suç salt hareket suçu olması sebebiyle teşebbüs hükümlerinin uygulama alanı bulması çok istisnai hallerde gündeme gelecektir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Sözleşme İlişkisi

TCK m.155’te belirtilen suçun oluşması için mağdurun, muhafaza etmek ya da belirli bir şekilde kullanmak maksadıyla bir malın zilyetliğini faile devretmiş olması gerekir. Yani bu suçta fail lehine mal üzerinde zilyetlik kurulmalıdır. Fakat mülkiyet de devredilmişse, bu durumda söz konusu suçun oluşması mümkün olmayacaktır.

Güveni Kötüye Kullanma ve Sözleşme İlişkisi

Bu suçta mal üzerindeki zilyetliğin faile devredilmesi bir sözleşmeye dayanmaktadır. Sözleşme konusunda belli bir şekil şartı öngörülmemiştir. Mal üzerinde bulunan zilyetlik, faile devir sonucunu doğuran herhangi bir sözleşmeye dayanılarak faile bırakılabilir. Örneğin, ariyet sözleşmesi, kira sözleşmesi, ödünç sözleşmesi, finansal kiralama sözleşmesi gibi. Aynı zamanda bu tevdi ve teslimin fiilen yapılmış olması gerekmemektedir. Henüz fiilen teslim edilmemiş olan mallar da bu suçun konusu olabilirler. Suçun var olmasında aslolan yapılan sözleşmenin geçerli olup olmadığı değildir; mağdurun serbest iradesine göre zilyetliğin devredilmiş olmasıdır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Zilyetlik

Güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için, suç konusu olan malın zilyetliğinin faile devredilmiş olması gerektiğini daha önce de belirtmiştik. Malın zilyetliğinin geçerli bir rızaya dayanarak faile devredilmiş olması da bu suçun oluştuğundan söz edebilmemiz açısından gereklidir. Dolayısıyla malın zilyetliği rıza dışında faile teslim edilmişse bu durumda başka bir suçun oluşması mümkün olacaktır. Örneğin pantolonunu temizleyiciye göndermiş olan bir kişi cebinde para unutmuşsa ve bu para temizleyici tarafından alınmışsa bu durumda hırsızlık suçu gündeme gelecektir. Çünkü böyle bir olay karşısında rızai bir devrin varlığından söz etmek mümkün değildir.

Güveni kötüye kullanma suçu ve dolandırıcılık suçu, suçun konusunu oluşturan malın teslimi açısından benzemektedir. İki suçta da mal, rızaya dayalı olarak teslim edilir. Fakat dolandırıcılık suçunda hileli bir durum söz konusuyken güveni kötüye kullanmada zilyetliğin geçişisi hileye dayalı değildir. Bu sebeple eğer fail, malın zilyetliğinin kendisine bırakılmasında hileli davranışlardan yararlanmışsa bu durumda dolandırıcılık suçu oluşacaktır. Aynı zamanda malın zilyetliğinin mutlaka o malın sahibi tarafından faile teslim edilmiş olması gerekmediğinden dolayı feri’i zilyet tarafından da faile malın zilyetliğinin verilmesi halinde bu suçun oluşması mümkündür. Ayrıca şunu da eklemeliyiz ki görevi sebebiyle kamu görevlisine mal teslim edilirse ve o kişi de bunu kendine mal yaparsa o zaman zimmet suçu oluşacaktır. Fakat teslim kamu görevlisine yapılmış olmakla beraber, kendisine yapılan teslim görevi sebebiyle değil de tamamen ona duyulan güvenden kaynaklanmışsa o zaman zimmet suçu değil; güveni kötüye kullanma suçu oluşacaktır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Haksız Yarar Sağlama

Güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için haksız yararın sağlanmış olması gerekli değildir. Her ne kadar ilgili madde hükmünde “kendisinin veya başkasının yararına” ifadesi geçmiş olsa da failin somut bir yarar sağlamış olmasına gerek yoktur. Suçun oluştuğunun söylenebilmesi için, kendisine zilyetliği devredilmiş olan mal üzerinde devir amacının dışında tasarrufta bulunulmuş olması ya da devir olgusunun inkar edilmiş olması yeterli olacaktır. Dolayısıyla failin kendisine ya da bir başkasına haksız yararı somut bir şekilde sağlamamış olduğu hallerde de güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğunu söylemek mümkündür.

Ticaret İlişkisi Sebebiyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu, TCK’da cezanın ağırlaştırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bu suçun oluşması için, zilyetliğin devir işleminin ticaret ilişkisi sebebiyle gerçekleşmiş olması gerekir. Şirketler ve ticaret hukuku arasında yapılmakta olan taşıma ve eser sözleşmeleri ticari ilişkiye dayanılarak yapılan sözleşmeler arasında yer almaktadır. Ticari ilişkinin gereği olarak malın zilyetliğinin devredilmesi durumunda malın tasarruf amacı dışında kullanılmasıyla ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşacaktır. Örneğin, bir taşınır malın bir şehirden başka şehre götürülmesi için kendisine teslim yapılmış olan şirket, bunu devir amacı dışında kullandığı takdirde bu suçun faili olacaktır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Cezası

Güveni kötüye kullanma suçunda, suçun temel hali ve nitelikli hali olarak TCK’da ikili bir ayrım yapılmıştır. Buna göre TCK m.155/1’de yer alan güveni kötüye kullanma suçunun işlenmes halinde fail hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına ve adli para cezasına hükmolunacaktır. Fakat suçun, TCK m.155/2’de belirtilen nitelikli halinin söz konusu olduğu durumlarda fail hakkında verilecek olan ceza ağırlaştırılacaktır. Bu durumda fail hakkında 1 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasıyla beraber üç bin güne kadar da adli para cezasına hükmolunacağı ilgili madde hükmünde belirtilmiştir.

 

Güveni kötüye kullanma suçunun temel hali ve nitelikli hali arasındaki fark, yalnızca verilecek olan cezalar bakımından değildir. Aynı zamanda suçun kovuşturma şeklinde de farklılık mevcuttur. Suçun temel halinin işlenmesi durumunda kovuşturma yapılması mağdurun şikayetine bağlıyken, nitelikli halinin mevcut olduğu durumlarda kovuşturma şikayete bağlı olmadan yani re’sen yapılacaktır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, failin işlemiş olduğu suçtan dolayı bizzat pişman olması ve suç ile meydana getirmiş olduğu olumsuzlukları gidererek ceza adaletine katkıda bulunması halidir. TCK’da bazı suçlar bakımından etkin pişmanlık hükümleri uygulama alanı bulmaktadır. Güveni kötüye kullanma suçu da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceği suçlardan birisidir. Fakat etkin pişmanlığın uygulanması için var olması gereken bazı şartlar mevcuttur. Bu koşulların varlığı halinde fail etkin pişmanlıktan faydalanabilecektir.

TCK m.168’e göre, suçun tamamlanmasından sonra fakat kovuşturmanın başlamasından önce, failin, azmettirenin ya da yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğramış olduğu zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle gidermesi durumunda verilecek olan ceza üçte ikisine kadar indirilecektir. Aynı zamanda kovuşturma başlamış olmasına rağmen hüküm verilmediği sürece etkin pişmanlık gösteren fail, azmettiren ya da yardım eden hakkında verilecek olan ceza yarısına kadar indirilecektir. Kısmen geri verme ile aynen tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızasının aranacağı da ilgili maddede belirtilmiştir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yargıtay Kararları

Güveni kötüye kullanma suçunun bir meslek, sanat veya hizmet ilişkisine dayanılarak işlenmesi halinde nitelikli halin oluşacağını daha önce de belirtmiştik. Nitekim bu haller somut olaylarda farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Bir olayda, tescilsiz olması sebebiyle trafikten men edilip Y… otopark çalışanı A…’a teslim edilen motosikletin otopark işletmecisi tarafından kullanmak suretiyle tasarrufta bulunulması halinde Yargıtay, TCK m.155/2’de yer alan suçun oluştuğuna karar vermiştir. (Yar. 9. CD., 2.7.2013, 116/10205)

Bir başka olayda ise sanık olan avukat, şikayetçi olan kişinin alacağını icra takibi ile tahsil etmiş olmasına rağmen bunu müştekiye vermemiştir. Avukat ile müşteki arasında bir hizmet ilişkisinin olduğu açıktır. Hiçbir gerekçe gösterilmeden söz konusu tahsilatı avukat kendisine mal etmiştir. Bu sebeple Yargıtaya göre TCK m.155/2’de belirtilen hizmet ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşmuştur. ( Yar. 15. CD.,2013/ 3196)

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply