(0212) 679 32 53

Hakaret Davaları

Günümüzde özellikle ünlü kişilerin birbirlerine karşı açtığı davalar arasında yer alan hakaret davaları Türk Ceza Hukuku sistemi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Hakaret suçunu ve hakaret davalarını özel olarak incelemeye geçmeden önce hukukun bireyi tarihsel süreç boyunca nasıl koruduğunu kısa da olsa incelemek de fayda vardır. Bireylerin dünyada var olduğu ve zamanla bir topluluk halinde yaşamaya başlaması ile birlikte hukuk da gün yüzüne çıkmıştır. Hukuk oluşan devletin bütünlüğünü korurken ayrıca devlet içerisinde yaşayan bireylerin temel haklarını koruma ve gözetme yükümlülüğü altına girmiştir. Birey maddi ve manevi varlığı ile bir bütündür. Bu nedenle hukukun etkin bir şekilde işlemesini sağlamakla mükellef olan devlet bireyin sadece yaşama, çalışma gibi maddi temel haklarının yanında şeref, haysiyet gibi manevi bütünlüğünü oluşturacak unsurları da oluşturduğu hukuk kuralları ile koruma altına almıştır.

 

Gerek uluslararası gerek ülkesel bazda metinlere ya da anlaşmalara baktığımızda her devlet hem evrensel olarak hem de sadece kendi sınırları içerisinde geçerli olan hukuk kuralları ile bireyin var olduğu andan itibaren onun yaşama, beslenme, çalışma gibi fiziki varlığını etkileyecek haklarını korurken bireyin şeref ve haysiyetini de göz ardı etmeyerek manevi bütünlüğüne gelebilecek her türlü zarardan onu korumuştur. Diğer hukuk sistemleri içerisinde de benzer olmakla birlikte Türk hukuk sistemi içerisinde baktığımızda kanun koyucu 1982 Anayasası’nın 17. Maddesinde bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu ifade etmiştir.

 

Türk Ceza Hukuku kapsamında manevi varlığın korunmasını ele aldığımızda ise kanun koyucu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 2. Kitabının 2. Bölümünde şerefe karşı suçlar bölümünde bireyin manevi varlığını koruma altına almış ve kanundaki hükümler kapsamında meydana gelebilecek ihlaller kapsamında manevi bütünlüğe zarar veren bireyin yani terimsel olarak ifade ettiğimizde hakaret suçunu işleyen faili birtakım yaptırımlara tabi tutmuştur.

 

Kanun koyucunun Türk Ceza Kanunun 125. Maddesinde ifade etmiş olduğu ve yaptırım altına almış olduğu hakaret suçu nedir? Hakaret bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olan sövme şeklinde yahut herhangi bir somut fiili isnat eden sözlü, yazılı veya görüntülü iletilere denmektedir. Hakaret suçunun oluşabilmesi için bireyin karşı haysiyetine veya onuruna zarar verebilecek nitelikte onu toplum nazarında küçük düşürebilecek, rencide edebilecek nitelikte olan sövme tarzındaki herhangi bir olaya, fiile isnat edilmemiş sözler; örneğin “sen aptalın tekisin, faşistsin” gibi cümleler yahut bir olaya, fiile dayanan isnat edilebilen sözler, yazılar; “rüşvet almasaydın o işi yapmazdın, sen çocuklara sarkıntılık yapan namussuzun tekisin” gibi cümleler hakaret suçu kapsamında ele alınmaktadır. Kanun koyucu örneklendirmiş olduğumuz hakaret ve sövmeyi 5237 sayılı TCK’ da aynı yaptırımlara tabi tutmuş ve gerek kanun hükmünde gerek gerekçe de ifade etmiştir.

 

Hakaretin meydana gelmesi sonucunda mağdurun yani hakarete maruz kalan kişinin bu durum karşısında sahip olduğu haklar nelerdir ? Günümüzdeki olaylar ile bağlantılı bir şekilde ifade ettiğimizde gelişen teknoloji özellikle sosyal medyaların kullanımının hızla yaygınlaşması ve bilinçsiz bir şekilde kullanımı bireyin neredeyse her gün istemsizce hakaret suçunu işlemesine neden olmakla beraber karşı tarafın da hakarete neredeyse her gün maruz bırakmaktadır. Örneğin en basitinden instagrama atılan fotoğrafların altına, fotoğrafı atan kişinin kim olduğu önemsiz olmakla beraber, yazılan yorumlar hakaret boyutuna girmektedir. Peki, bu durumlar karşısında hakarete maruz kalan kişinin yapabileceği kendisini savunabileceği yol nasıl bir yoldur?

 

Hakaret suçu ceza hukuku kapsamında şikâyete bağlı suçlardandır. Şikâyete bağlı suçlar arasında yer aldığından mütevellit şikâyete maruz kalan kişi kendisine hakaret eden kişinin ceza hukuku kapsamı altında bir yaptırıma tabi tutulmasını istiyorsa Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun ön gördüğü kurallar çerçevesinde ceza davası altında hakaret davası açma hakkına sahiptir.

Mağdurun bir diğer hakkı da özel hukuk kapsamında ele alınan tazminat davası açma hakkıdır.

 

Hakaret Davası Tazminat Miktarı Ne Kadardır ?

Yukarıda da izah ettiğimiz üzere hakaret davaları bir özel hukuk kapsamında ele alınmaktadırlar bir de ceza hukuku kapsamında ele alınmaktadırlar. Hakarete maruz kalan kişi manevi bütünlüğüne zarar geldiğini iddia ederek özel hukuk kapsamı altında tazminat davası açabilir.

 

Hakaret Davası Tazminatı | Topo Hukuk Bürosu

 

Hakaret davalarının tazminat davası yönünde ele aldığımızda şunları izah edebiliriz:

Hakaret fiil her ne kadar ceza hukuku alanında bir suç olarak ele alınsa da özel hukuk kapsamında bir kişiye hakaret eden kişi haksız fiili meydana getirmiş olur ve bunun zararlarını tazmin etmekle yükümlüdür. Bu da hakaret davasının tazminat davası olarak açılması ile olur. Özel hukuk kapsamı altında tazminat davalarına baktığımızda tazminatın 2 boyutu vardır. Bunlar:

 

  1. Maddi tazminat davası
  2. Manevi tazminat davası

 

Kanun koyucu Türk Borçlar Kanununda tazminatı ele almıştır. Tazminat haksız fiili meydana getiren kişinin haksız fiilin verdiği zararların tazmin edilmesi için ödenen bedele denmektedir. Ve tazminat davası yukarıda söylemiş olduğumuz üzere 2 tanedir.

 

Maddi tazminat davası kişinin kişilik haklarının maddi anlamda zarara uğramasına yönelik olarak açılan davadır. Örneğin bir kişi bireyin evinin camını kırdığında yahut evini yaktığında meydana getirmiş olduğu zararı tazmin etmesi için yani camın bedelini ödemesi için ya da evi eski haline getirmesi için açılan tazminat davası maddi tazminat davasıdır. Fakat bireyin evinin yanmış olmasından dolayı yani ruhsal manada meydana getirdiği çöküntü, huzursuzluk ve üzüntünün bir nebze azaltılması için açılan davaya da manevi tazminat davası denmektedir.

 

Hakaret sonucu açılacak tazminat davalarına baktığımızda hakaret davası kapsamında ele alınan tazminat davaları daha çok manevi tazminat davalarıdır. Bunun nedeni ise bireyin manevi bütünlüğüne vermiş olduğu zarar hakarete uğrayan kişinin ruhsal anlamda rencide edilmesinden kaynaklı bir durumdur. Örneğin gündeme çok gelen olaylar üzerinden örnek vermek gerekirse ünlü kişilerin birbirilerine gerek yüz yüze yahut medyayı kullanarak etmiş oldukları hakaretler manevi tazminat boyutu kapsamında ele alınır.

 

Hakaret davasının maddi tazminat yönü de vardır elbet. Fakat bu daha çok ticari bir kişiliği olan bireye edilmiş hakaretlerde etkili olabilmektedir. Örneğin ticari sektörde oldukça tanınmış birine medya aracılığı ile hareket eden bir kişi bireyin ticari hayatında olumsuzluklara neden olmuş, ticari sektörde kendisine olan güvenin azalmasına neden olmuş ve iş boyutunda maddi olarak iş adamı zarara uğramışsa maddi tazminat davası da açabilmektedir.

 

Bu nedenle baktığımızda her bir somut olayı kendi içerisinde değerlendirmek ve ona göre maddi ve manevi tazminat davası açmakta fayda vardır. Hakaret davası tazminat miktarı ne kadardır ? Hakaret davası tazminat miktarı da yine somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken bir meseledir. Yani daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse manevi tazminat üzerinden ele alırsak kişinin haksız fiil olarak meydana getirdiği hakaretin boyutunun ne kadar ağır ve ciddi olduğu, hakaret ne kadar aleni olduğu yani bu hakaretin başka kimler tarafından duyulduğu gibi durumlar hakaret davasındaki tazminat miktarını etkilemektedir.

 

Kanun koyucu tazminat davalarını zenginleşme aracı olarak görmemektedir. Bu nedenle birey dava dilekçesinde tazminat miktarını ne kadar belirlerse belirlesin somut olayı yani dava konusu olmuş olayı, hakareti objektif olarak değerlendirerek tazminat miktarını indirebilme yetisine sahiptir.

 

Hakaret Davaları Süresi Hakkında Bilgi

Hakaret davalarının ceza hukuku ve özel hukuk kapsamında ele alındığını ifade etmiştik. Hakaret davasının süresi de bu 2 dal arasında farklılık göstermektedir. Eğer hakaret davası bir kamu davası olarak ceza mahkemeleri tarafından ele alınacaksa bu durumda Ceza Muhakemesi Kanunundaki usuller uygulanacağından mütevellit süre somut olay da ele alındığında en fazla 6 ay kadar sürebilmektedir.

 

Tazminat davası bakımından ele aldığımızda ise hakaret davalarını bu gösterilecek olan delillere ve bireyin yani haksız fiili meydana getirmiş olan kişinin davadaki iddialarına göre şekillenecektir.

 

Hakaret Suçu İle İlgili Yargıtay Kararları 

Yargıtay’a konu olmuş hakaret davalarında Yargıtay hakaret ile eleştirinin birbirine karıştırılmaması gerektiğine dikkat çekerek bireyin eleştiri hakkını kullanmasının hakaret suçunu oluşturduğu anlamına gelmediğini ifade etmiştir. Kararları incelediğimizde Yargıtay hakaret suçunda korunan hukuki değerin kişilerin onur, haysiyet ve şereflerinin olduğu bu suçun oluşabilmesi için kişinin toplum nazarında örf ve adetlerde dikkate alınarak rencide edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Yargıtay’a konu olmuş davalardan birinde 21 yaşında bir sanığın ‘…  Ağır Ceza Mahkemesi hukuk kurallarını ihlal etmektedir…’ sözleri Yargıtay tarafından hakaret suçunun oluşmadığını bunun eleştiri altında değerlendirilmesi gerektiği bir cümle olduğunu kararında ifade etmiştir.

 

Yargıtay’ın diğer kararlarını incelediğimizde kaba tabirli cümlelerin hakaret suçunu oluşturmadığını kararlarında vermiş olduğunu görürüz. Örneğin 2014 yılında vermiş olduğu bir kararda somut olayda polislere hitaben ‘L*n ben bir yere kaçmıyorum!’ diye hitap eden kişinin hakaret suçunu işlemediğini ifade ederek yine Türk Ceza Kanunu’nun 125. Maddesinin 1. Fıkrasında hakaretin tanımına bağlı kaldığını ifade etmiştir. Yargıtay bu kararında da hakaret suçunun oluşabilmesi için bireyin haysiyetini ve şerefini rencide edecek cümlelerin, resimlerin, iletilerin kullanılması gerektiğini ifade etmiştir.

 

Yargıtay başka bir kararında da beddua niteliği taşıyan ‘ Allah belanızı versin, geberin, hepiniz yanın’ tarzında oluşan cümlelerin de hakaret sayılmayacağını ifade etmiştir. Yerel mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararını bu kararında bozmuştur.

 

Yargıtay’ın hakaret suçunun oluşmasına yönelik kararlarını incelediğimizde genel olarak şu sonuca varabiliriz: Yargıtay, kanun koyucunun 125. Madde de oluşturduğu tanıma bağlı kalarak eleştiri ve beddua ya da kaba söz niteliği taşımayan manevi varlığını ihlal eden haysiyetini ve şerefini rencide eden sözlerin, resimlerin hakaret suçunu oluşturduğu kanısına bağlı kalmış ve kararlarında da bu şekilde ifadelere yer vermiştir. Beddua yahut kaba söz eden kişinin ya da eleştiri hakkını kullanan bireye yönelik olarak açılmış hakaret davalarında yerel mahkemelerin vermiş olduğu kararları hukuka aykırı bulmuş ve bozma kararı da vermiştir.

 

Kanun koyucu bireyin maddi varlığını korumakla beraber bir bütün olan bireyin manevi varlığını da es geçmeyerek haysiyetine, şerefine karşı yapılan ihlalleri de gerek ceza hukuku kapsamında yaptırıma tabi tutarak gerekse tazminat davası açılması yönünde özel hukuk ile önlemeye çalışmıştır. Önlenemediği takdirde de yaptırımlara tabi tutarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile yani hapis cezası ile cezalandırmış ve özel hukuk kapsamında da manevi tazminat davası ile de mağdur kişinin haklarını koruma altına almıştır. Konulan kurallar suçun oluşması için caydırıcı olmuş eğer yine de suç işlenmiş ise cezaya tabi tutularak adalet sağlanmaya çalışılmıştır.

 

Bütün bu bilgiler ışığında; hakarete maruz kalan kişi haysiyetini ve şerefini ihlal eden kişiye karşı kanunun öngördüğü yolları kullanarak koruyabilmektedir. Bu nedenle hakarete uğrayan bir kişi hukuki yolları kullanmaktan kaçınmamalıdır.

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply