(0212) 679 32 53

İptal ve Tam Yargı Davaları

İptal ve tam yargı davaları, idari yargılama hukukunun önemli iki davasıdır. İptal ve tam yargı davaları hakkındaki düzenlemeler, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenmiştir. Her iki dava da detaylıca ele alınması gereken konulardır. Bu davaların çözüme kavuşturulmasında Danıştay içtihatlarına da ihtiyaç duyulmaktadır ki idari yargılama hukuku esasen içtihat hukukudur.

 

İptal ve tam yargı davalarını kısaca tanımlamamız ve özellikleri hakkında bilgi vermemiz ilerleyen bölümlerin daha iyi anlaşılması bakımından faydalı olacaktır. İptal davaları, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen idari işlemlerin geçmişe etkili bir şekilde ortadan kaldırılması için açılan idari davalardır. İptal davası, idare hukukuna özgü bir dava tipi olup davanın konusunu yalnızca idari işlemler oluşturmaktadır. İptal davalarının çözümlenmesinde re’sen inceleme yöntemi uygulanmaktadır. Yani idari işlemden doğan iptal davasının çözümlenmesinde idari yargı yeri, davanın taraflarının sunduğu kanıtlarla bağlı değildir; kanıtları kendiliğinden araştırma yetkisi vardır. Henüz yapılmış bir işlem yokken idareyi belli bir yönde işlem yapmaya zorlamak maksadıyla iptal davası açılması mümkün değildir. Aynı zamanda hukuken yok hükmünde sayılan işlemlere karşı da iptal davası açılamayacaktır.

 

İptal davaları, idarenin gerçekleştirmiş olduğu bir işlemin hukuka aykırılığı gerekçesiyle ve bu işlemin iptali talebiyle açılmaktadır. Yani mahkeme, yalnızca iptal kararı verebilir; idare yerine geçerek idari işlem tesis edemez. İptal davası açabilmenin en önemli şartı; menfaat ihlalinin varlığıdır. Bu dava, kamu düzeninden kaynaklandığından dolayı önceden feragat edebilmek mümkün değildir. İptal davası hakkında son olarak şunu da belirtmeliyiz ki bu dava idarenin tamamlanmış, kesinleşmiş ve icrai nitelikteki işlemlerine karşı açılabilir.

 

Tam yargı davasının özelliklerine baktığımız zaman ise ilk söylememiz gereken bu davanın idari işlem ve eylemlerden doğan zararın giderilmesi için açıldığıdır. Tam yargı davası açılabilmesi için kişisel hakkın ihlal edilmesi gerekmektedir ki bu davayı, iptal davasından ayıran en önemli özellik budur. Tam yargı davasının açılabilmesi için ortada bir zararın olması gerekmektedir ve söz konusu zarar idarenin eylem ya da işleminden kaynaklanmalıdır. Dava, subjektif nitelik taşımakta olup sadece hukuka aykırılık iddiasıyla açılabilir. Dava neticesinde verilecek olan karar, sadece hakkı ihlal olunan açısından hüküm doğuracaktır. Tam yargı davasında istem sadece tazminat olup işlemin iptali için iptal davası açılması gerekmektedir.

 

İptal ve tam yargı davaları, uzmanlık ve tecrübe gerektiren davalar olup bu konuda alanında uzman bir idare hukuku avukatından destek alınmalıdır. Aksi halde sürelerin kaçırılması veya içtihatların yanlış yorumlanması gibi hatalar yapılarak telafisi mümkün olmayan zararlarla karşılaşmak söz konusu olacaktır.

 

İptal Davasının Sonuçları

İptal ve tam yargı davaları, birbirinden farklı iki dava türü olup sonuçları da farklılık göstermektedir. İptal davası sonucunda dava, ya reddedilecek ya da kabul edilecektir. Davanın reddedilmesi halinde dava konusu işlem üzerinde herhangi bir sonuç meydana gelmeyecektir, dava konusu idari işlemin hukuka uygun olduğu saptanmış olacaktır. Taraflar ise davanın süre aşımı sebebiyle reddedilmiş olması hali dışında eksik olan bir ön koşul varsa bu ön koşulu yerine getirmek kaydıyla o işlemin iptali için dava açabilirler. Fakat eğer iptal davası esastan reddedilirse davacı aynı işleme karşı ikinci kez dava açamayacaktır.

 

İptal Davasının Sonuçları

 

İptal davasının kabul edilmesinin birtakım sonuçları vardır. Mahkeme tarafından iptal kararı verilmesiyle idari işlemin varlığı sona erecektir. Bu karar, geçmişe etkili olup işlemin tesis edildiği tarihten itibare ortadan kaldırılacaktır. İptal kararı ile birlikte işlemden önceki durum geri gelir ve işlem hiç yapılmamış sayılır. Davalı idare, verilen iptal kararını uygulamak zorundadır ve verilen iptal kararı yalnızca taraflar için değil; herkes için sonuç doğurmaktadır. Aynı zamanda son olarak şunu da belirtmeliyiz ki iptal davalarında görevli mahkeme, kanunda aksi öngörülmedikçe idare mahkemesidir.

 

Tam Yargı Davalarında Süre

İptal ve tam yargı davaları konusunda ele almamız gereken bir diğer husus da tam yargı davalarında süredir. Süre, her iki dava tipi açısından önem arz etmekle beraber tam yargı davaları bakımından daha ayrı bir önemi vardır. Çünkü tam yargı davaları, tazminat davaları olup bu durumda idarenin tesis ettiği zarar doğurucu  eylemin ya da işlemin tarihi, tazminat istemiyle dava açılabilmesi bakımından önemlidir.

 

Tam yargı davalarıyla ilgili süreler temel olarak İYUK m.12 ve m.13’te düzenlenmiştir. İlgili maddelere göre davacı, bir idari işlemde dolayı zarara uğradığı takdirde iptal davası açmadan doğrudan süresi içerisinde tam yargı davası açabilir. Bu şekilde açılacak olan tam yargı davası gene dava açma süresi olan 60 gündür. Ancak bazı hallerde önce iptal davası sonra tam yargı davası açılabilir, kanunen buna engel yoktur. Böyle bir durumda iptal davası sonucunda idari işlemin iptal edilmiş olması gerekmez. Yani idari işlem iptal edilmese de tam yargı davası açılabilir. İptal davası açılmışsa, bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veyahut kanunyollarına başvurulmuşsa bu halde verilecek kararın tebliğinden itibaren dava açma süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

 

İYUK m.13 ise idari eylemden doğan zararlara karşı açılacak olan tam yargı davalarının süresini düzenlemiştir. Buna göre, idari eylemden dolayı hakları ihlal edilmiş olanlar idari dava açmadan önce söz konusu eylemleri yazılı bildirim üzerine ya da başka şekilde öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ilgili idareye başvuruda bulunarak haklarının yerine getirilmesini talep etmelidirler. Eğer bu istekler kısmen veya tamamen reddedilirse bunun tebliğini izleyen günden itibaren veya istekle ilgili 60 gün içinde cevap gelmezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi için tam yargı davası açılmalıdır. Görüldüğü gibi burada önce ilgili idaretye başvuru zorunlu kılınmıştır; doğrudan dava açılması mümkün değildir.İptal ve tam yargı davaları hakkında gerek süreler gerekse izlenecek prosedürle ilgili pek çok fark olduğundan bu konuda uzman bir avukata mutlaka danışılmalıdır.

İdari İşlem Nedeniyle İptal ve Tam Yargı Davasının Birlikte Açılması

İptal ve tam yargı davaları hakkında ele alacağımız son konu; bu iki davanın birlikte açılması halidir. İptal ve tam yargı davalarının beraber açılabiliyor oluşu İYUK’ta düzenlenmiştir. Buna göre, ilgililer, haklarını ihlal eden bir idari işleme karşı iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilir. Tazminata hükmedilmesi için idari işlemin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş olmasına gerek yoktur. Çünkü fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine göre bir idari işlem hukuka uygun olsa da zarar meydana getirebilir ve bu durumda zararın tazmini gerekmektedir. İptal ve tam yargı davasının birlikte ya da ayrı açılmasında profesyonel destek alınması yerinde bir hareket olacaktır.

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply