(0212) 679 32 53

Kamulaştırmasız El Atma Davası

Kamulaştırmasız el atma davası devlete ait kurum ve kuruluşlar tarafından yasal bir yetkiye dayanmaksızın ve idari bir karar olmaksızın özel mülkiyete konu olan taşınmaz mallara hukuken ya da fiilen el koyma işleminin gerçekleşmesi halinde açılacak olan bir dava türüdür. Burada genellikle mülk sahibi olan kişilerin arazileri ya da binaları hakkında yeterli güncel bilgiye sahip olunmaması, bakım yaptırılmaması gibi ihmalkarlıklardan faydalanarak kişilerin arazi ya da binalarına bir şekilde el konulması veya kısmi olarak kullanılması söz konusu olmaktadır. İşte bu gibi durumlarla karşılaşıldığı zaman kişiler, kamulaştırmasız el atma davası açabilme hakkına sahip olacaklardır.

 

 

Özel mülkiyette yer alan taşınmazlara kamu kurum ve kuruluşları yani idare, sadece kanunda öngörülen şekilde kamulaştırma yapabilmektedir. Bu kamulaştırmanın yapılması halinde, kamulaştırmaya konu olan taşınmazın bedeli, malike peşin olarak ödenecektir. Aynı zamanda İmar Kanunu çerçevesinde imar uygulaması yapılarak bedel ödemeden en fazla %40 oranında özel mülkiyete sahip bir taşınmaza el konulması mümkündür. Belirtmiş olduğumuz bu durumlar dışında gerçekleştirilen el atmalar kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirildiğinden dolayı özel mülkiyete sahip olan malik, kamulaştırmasız el atma davası açabilecektir.

 

 

Kamulaştırmasız el atma durumunda tamamen resmi ve yasal yolların terkedildiğini söylememiz doğru olacaktır. Bu şekilde usulsüz olarak taşınmazların hukuki ya da fiili olarak işgal edilmesi durumunda söz konusu taşınmazın maliki, hukukumuz çerçevesinde belli başlı bazı haklara sahiptir. Kamulaştırmasız el atma davası açılabileceği gibi bedel tazmini de kamulaştırmasız el atma işlemini gerçekleştirmiş olan idareden istenebilecektir. Gerek müdahalenin men’i davasına gerekse taşınmaz bedelinin tazmini davasına makalemizin ilerleyen bölümlerinde detaylı bir şekilde değineceğiz.

 

 

Kamulaştırmasız El Atma Durumunda Kamulaştırma Nedir ?

 

Kamulaştırmasız el atma davası konusunda açıklamamız gereken en önemli kavram şüphesiz ki kamulaştırmadır. Öncelikli olarak şunu söylemeliyiz ki Anayasa, TMK ve ilgili mevzuat hükümlerine göre hukukumuz açısından özel mülkiyet prensibi benimsenmiştir. Buna bağlı olarak mülkiyet hakkının dokunulmaz oluşu ve aynı zamanda mülkiyet hakkının mutlaklığı da önemli birer ilke olarak hukukumuzda yerini almıştır. Dolayısıyla kişilerin mülkiyet hakkının muhafaza edilmesi ve buna müdahale edilmemesi için de kanunlarla birlikte gerekli önlemler alınmıştır. Ancak bazı hallerde vatandaşların mülkiyet hakkına müdahale edilerek bazı kısıtlamalar getirilmesi mümkün olmaktadır. Devletin, vatandaşların sahip olduğu bu mülkiyet hakkına müdahale etmesi iki şekilde gerçekleşmektedir. Bunlardan ilki kamulaştırma, diğeri ise kamulaştırmasız el atmadır. Kamulaştırmasız el atma ve kamulaştırmasız el atma davasının ne anlama geldiğini daha önce belirttiğimiz için şimdi kamulaştırma kavramı üzerinde duracağız.

 

 

Kamulaştırma, devlet ya da kamu tüzel kişileri tarafından kamu yararının gerektirdiği durumlarda karşılığını peşin olarak ödemek şartı ile özel mülkiyete konu olmuş bir taşınmazın tamamına ya da bir kısmına el konulması veya üzerinde bir irtifak hakkının tesis edilmesi işlemi olarak tanımlanmaktadır. Kanunlara uygun bir kamulaştırma işleminin gerçekleştirilebilmesi için taşınmazın malikinin rızası olması gerekmektedir. Eğer malikin rızası yoksa kamulaştırma işlemi ancak mahkemenin kararıyla gerçekleştirilebilecektir.

 

 

Kamulaştırmasız el atma davası malikin açabileceği bir dava olmakla beraber aynı zamanda mahkeme kararıyla kamulaştırma işlemi gerçekleştirilmiş olması halinde malik, bu karara karşı idari yargıda iptal davası açabilecektir. Aynı zamanda şunu söylemeliyiz ki malikler ile idare arasında en çok ihtilafın yaşandığı nokta, kamulaştırma bedelinin tespitidir. Bu nedenle devlet ya da kamu tüzel kişileri bedelin tespiti davasını açabilmektedir.

 

 

Kamulaştırmasız El Atma Önlenmesi (Müdahalenin Men’i) Davası

 

Kamulaştırmasız el atma davası konusunda ele almamız gereken en önemli konu, el atmanın önlenmesi davasıdır. Bu dava mülkiyet hakkına dayanan bir dava olmakla beraber kaynağını TMK m.683’ten almaktadır. Bu davada amaç, mülkiyet hakkına olan saldırının ya da müdahalenin ortadan kaldırılmasıdır. El atmanın önlenmesi davasının açılabilmesi için mutlaka dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki müdahalenin men’i davası bir eda davası olduğundan dolayı taşınmaza, haklı bir sebep olmaksızın müdahale ya da tecavüz gerçekleştirilmiş olmalıdır. Davanın açılabilmesi için tapuda malik olarak gözükmek şarttır. Dolayısıyla yalnızca zilyetliğe dayanılarak kamulaştırmasız el atma işleminden dolayı müdahalenin men’i davası açmak mümkün olmayacaktır.

 

 

Mirasçılar tarafından kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi davası açılabileceği gibi dava konusu olan taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyet varsa paydaşların hepsi ya da muvafakat ettikleri bir paydaş da bu davayı açabilmektedir. El atmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına el atmış olan ya da bu hakkı başkasına zarar verecek derecede kullanan kişi ya da kişilere karşı da açılabilmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın el atmanın önlenmesi davası açması mümkün olmayıp bu durum Yargıtay kararı ile sabittir. Belediye başkanlığı belediye sınırları içerisinde yer alan mera, meydan ve mezarlık gibi yerler hakkında bu davayı açabilecektir.

 

 

Kamulaştırmasız El Atma Önlenmesi Davasında Zamanaşımı

 

Mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi davası ayni bir hakkın varlığından kaynaklandığından dolayı kural olarak herhangi bir süreye bağlı değildir. Kamulaştırmasız el atmanın devam ettiği sürece bu davayı açmak da mümkün olacaktır. Dolayısıyla mülkiyetin gerçek sahibi istediği zaman hak iddia edebilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta uzun bir süre geçmiş olması halinde devlet tarafından bir yatırım ya da projenin yapılmış olabileceğidir. Bu durumda hak sahibinin taşınmazını geri alması mümkün olmayacaktır. Fakat bu demek değildir ki kamulaştırmasız el atma davası reddedilecektir. Bu durum karşısında hak sahibinin başvurması gereken bir başka yol mevcuttur ki buna bedelin tazmini davası demekteyiz.

 

 

Taşınmazın malikinin her halde hak iddia edebileceğini ve müdahalenin men’i davası açabileceğini belirtmiştik. Fakat  bu durum karşısında bazı istisnalar da mevcuttur. Örneğin TMK m.125’e göre, taşkın inşaatın taşınmaz maliki bu durumu öğrenmiş olduğu tarihten itibaren 15 gün içerisinde itirazda bulunmalıdır. Aksi halde iyiniyetli olan inşaat sahibi uygun bir bedel karşısında taşan kısmın mülkiyetinin kendisine verilmesini ya da bu kısım üstünde irtifak hakkı kurulmasını isteyebilecektir.

 

 

Bedel Tazmini Davası

 

Kamulaştırmasız el atma davasıyla kanuna aykırı olarak gerçekleştirilen el atmanın ortadan kaldırılması mümkün olabileceği gibi malikin başvurabileceği farklı bir yol daha mevcuttur. Buna, bedel tazminat davası denmektedir. Taşınmazın maliki olan kimse bedel tazmin davası ile el konulmuş olan taşınmazın mülkiyetini idareye bırakmakta olup bunun karşılığında söz konusu taşınmazın rayiç bedelini idareden talep etmektedir. Bir taşınmaza birden çok kişinin malik olması halinde her bir hisse sahibi ayrı ayrı bedel tazmin davası açabilecektir ve böylecede hisseleri oranında bedele hak kazanacaklardır. Bedel tazmin davasının açılabilmesi için kamulaştırmasız el atma işlemine konu olan taşınmazın mutlaka tapuda kayıtlı olması ve bu davanın taşınmazın maliki ya da malikleri tarafından açılmış olması gerekmektedir.

 

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 votes, average: 5,00 out of 5)
Loading...

Leave a Reply