(0212) 679 32 53

Muris Muvazaası

Muris muvazaası nedir, nasıl ispat edilir. Muris muvazaası halk arasında daha çok mirastan mal kaçırma olarak bilinen bir durumdur. Mirastan mal kaçırma, bir kimsenin mirasçılarını mirasından mahrum bırakmak amacıyla esasında bağışlamak istediği taşınmazının tapu müdürü önünde satışının gerçekleştirilmesi ile olmaktadır. Böyle bir durum karşısında mirasçının iradesinin muvazaalı, yani hileli olduğundan söz etmemiz gerekecektir. Gerçekte miras bırakan devredilen maldan hiçbir bedel almayacağı gibi çok az bir bedel alarak, fakat tapuda satış bedelini yüksek göstererek de muvazaaya sebebiyet verebilmektedir.

 

Muris muvazaasının varlığı ilgili herkes tarafından ileri sürülebilmektedir. Bu durumda muvazaa hakim tarafından re’sen dikkate alınacaktır. Muris muvazaasının varlığı halinde tapu iptal ve tescil davası açılarak mirasçıların haklarının korunması mümkündür.Bu konuyu yazımızın ilerleyen bölümlerinde detaylı bir şekilde ele alacağımızdan dolayı şimdilik üzerinde durmayacağız. Fakat şunu belirtmemizde fayda var ki saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenmiş olan tüm mirasçılar görünürdeki satış sözleşmesinin muvazaalı olduğu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil şartını sağlamadığı gerekçesi ile muris muvazaası davası açabilmektedirler.

 

Muris muvazaası konusu ele aldığımız zaman aslında çok eski zamanlardan beri mirasçılardan mal kaçırmak isteyenlerin bu yola başvurdukları görmekteyiz. Nitekim muris muvazaasının en önemli hukuki dayanağını da Yargıtay’ın 1/4/1974 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı oluşturmaktadır. Verilen karara göre özellikle küçük ve kırsal bölgelerde kız çocuklarını mirastan mahrum edebilmek amacıyla erkek çocukla anlaşarak gerçekte bağışlama yapılan mal, satış yapılmış gibi gösterilmektedir. Bu şekilde yapılan muvazaalı tasarruflarda hem kız çocuklarının hem de erkek çocuklarının mirastan eşit oranda pay almalarını sağlamak amacıyla hukuki bir güvence geliştirilmiştir. Bu tarz durumlar karşısında söz konusu sebebe dayanarak dava açmak mümkün hale gelmiştir.

 

Taşınmazın temlik bedeli ile gerçek bedel arasında aşırı oransızlık olması halinde muvazaanın var olduğu karinedir. Fakat yalnızca karineye dayanmak yeterli değildir; ayrıca murisin mirastan mal kaçırma amacı olduğunun da ispatlanması gerekir. Mirastan mal kaçırmanın nasıl ispatlanacağı konusuna bir sonraki bölümde değineceğiz. Fakat şunu söylemeliyiz ki muris muvazaası ve buna dayanılarak açılacak olan dava, hukuki bilgi ve tecrübeyi gerektiğinden dolayı bu konuda alanında profesyonel olarak hizmet veren bir miras avukatına danışmanızda faydalı olacaktır.

 

 

Muris Muvazaasının İspatı Nasıl Olur ?

Muris muvazaasının ispatı nasıl olur ? En çok sorulan sorulardan bir tanesini şu şekilde açıklayabiliriz; Muris muvazaasının nasıl kanıtlanacağı davanın en önemli aşamasını oluşturmaktadır. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki muvazaa iddiasını sözleşmenin taraflarından biri ileri sürüyorsa bu iddianın yazılı delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Muris muvazaasıyla taşınmazı intikal ettiren kişinin ölmesi halinde mirasçılar, miras bırakan kişinin hakkına dayanarak dava açtılarsa bunda da yazılı ispat kuralı geçerli olacaktır. Fakat eğer mirasçılar miras bırakanın değil de kendi hakları adına dava açmışlarsa bu durumda her türlü delille muvazaayı ispat etmek mümkün olabilecektir.

 

Muris Muvazaasının İspatı

 

Muris muvazaasının ispatlanmasında miras bırakanın gerçek iradesi büyük önem taşımaktadır. Bu noktada Yargıtay, murisin gerçek iradesinin ortaya çıkarılmasında birtakım ölçütler belirlemiştir. Bunlardan birisi de murisin ve miras bıraktığı kimsenin mali durumudur. Aynı zamanda aile içi ilişkiler de murisin gerçek iradesinin araştırılmasında önem taşır. Satış bedeli ve gerçek bedel arasındaki fark, murisin iradesi ortaya koymakta en etkili yöntemlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunların yanı sıra miras bırakanın söz konusu sözleşmeyi yapmakta haklı bir nedeni bulunup bulunmadığı ve bulunulan yörenin gelenek ve görenekleri de Yargıtay tarafından muris muvazaasını belirlemede kullanılan ölçütler arasında yer almaktadır. Fakat bunlar dışında elbette ki somut olayın özelliklerine göre göz önünde bulundurulan birtakım hususlar da yer almaktadır. Belirtilenler ise en çok başvurulan ölçütlerdendir. Örneğin uygulamada babanın veya annenin taşınmazı mirasçılarından birine satması ya da babanın taşınmazını önceki evliliğinden olan çocuğuna devretmesi de muris muvazaası şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

 

 

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Açılması

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal davası, saklı payı olsun ya da olmasın dava açmakta hukuki yararı bulunan herkes tarafından açılabilen bir davadır. Yani miras hakkının çiğnendiğini düşünenen tüm mirasçılar bu davayı açabilmektedirler. Ayrıca evlatlıkların da söz konusu davayı açma hakları mevcuttur. Fakat mirası reddeden, mirastan çıkarılan ve mirastan feragat eden kişilerin muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açmasına olanak yoktur.

 

Tapu iptal ve tescil davasının açılmasıyle daha önce belirtmiş olduğumuz ispat kurallarına dayanılarak murisin gerçekleştirdiği işlemin muvazaalı olduğunun ispatı gerekmektedir. Görünen ve gizlenen işlemin batıl oluşu tapudaki kaydın da yolsuz tescil niteliğine sahip olmasına sebebiyet vermektedir. Bu dava ile mirasçıların miras haklarını koruma imkanına sahip olmaktadırlar. Söz konusu dava ile ilgili kanunda herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiş olduğundan dolayı hakkının zedelendiğini ve muris muvazaası olduğunu iddia eden mirasçılar her zaman tapu iptal ve tescil davasını açarak haklarını koruyabilmektedirler. Fakat mirasçıların, mal kaçırma işlemini bildikleri halde ses çıkarmamış olmaları söz konusu muvazaalı işlemin onaylandığı kanısını uyandıracağından dolayı muvazaanın öğrenilmesinden sonra zaman kaybı yaşanmadan hukuki sürecin başlatılması en doğrusu olacaktır. Davanın açılması ve yürütülmesinde işlerin hızlı ve eksiksiz bir şekilde ilerlemesi adına bir miras avukatına vekalet verilmesi en doğrusu olacaktır.

 

 

Muris Muvazaasıyla İlgili Yargıtay Kararları Muris muvazaasının araştırılmasında Yargıtay’ın birtakım ölçütleri göz önünde bulundurduğunu daha önce de belirtmiştik. Fakat bu ölçütler saydıklarımızla sınırlı değildir. Nitekim Yargıtay’ın bir kararında da farklı türde bir duruma rastlamamız söz konusudur. Karara göre, muris muvazaasına dayalı olarak açılan tapu iptal davalarında miras bırakan kişinin çekişmeli taşınmazının dışında başka bir taşınmazının bulunup bulunmadığı ve banka kayıtlarının araştırılması gerekmektedir. (Yargıtay 1.H.D., 2010/3926, 2010/7011 ve 15.06.2010 tarihli karar)

 

Yargıtay’ın bir başka kararında ise ölümden önce miras bırakan tarafından yapılan her tasarrufun muris muvazaası olarak adlandırılamayacağını görüyoruz. Verilen karara göre,  miras bırakanın sağlığı esnasında malvarlığının tamamını veya bir bölümünü mirasçılara hoşgörüyle karşılanabilecek makul ölçütlerde paylaştırılması halinde mirasçılardan mal kaçırma iradesinin var olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır. Bu sebeple miras bırakanın denkleştirme yapıp yapmadığının araştırılması gerekmektedir. ( Yargıtay 1. H.D., 20.10.1998; 9564/11285)

 

Vermiş olduğumuz tüm bilgiler ışığında şunu belirtmeliyiz ki muris muvazaasının tespiti ve bunun ispatı ciddi anlamda çabayı ve hukuki bilgiyi gerektirmektedir. Dolayısıyla muvazaa sebebiyle hakkının ihlale uğradığını düşünen mirasçıları hukuki anlamda profesyonel destek alması hakkın doğru bir şekilde savunulması adına önem taşımaktadır.

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply