(0212) 679 32 53

Nafaka Artırımı Davası

Nafaka artırımı davası konusundan bahsetmeden evvel, nafakanın ne anlam ifade ettiğini belirtmekte fayda var. Nafaka; boşanma neticesinde hayat standartlarında düşüş yaşayacak tarafın bu düşüşü yaşamaması adına veya yoksulluğa düşecek tarafın geçimini sağlayabilmesi için mahkeme kararı ile bağlanan ve ödenmesi gereken paradır. Kısaca; karşı taraftan, boşanma davası sürerken ya da boşanma davası sona erdikten sonra, mali gücü oranında süresiz olarak talep edilen ödemeye nafaka denilmektedir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olup olmaması, maddi desteğe ihtiyacı olacak tarafa nafaka bağlanılmasında bir önem teşkil etmemektedir. Önem arz eden husus; nafaka alacak eşin, boşanmaya sebep olan nedenler arasında kendi kusurunun ağır olmamasıdır. İçeriklerinin farklı oluşumuna göre dört çeşit nafaka vardır. Öncelikle bunların neler olduğundan kısaca bahsedip, hangi durumlarda ödendiklerini sizlerle paylaşalım.

 

Boşanma davası henüz sonuçlanmadan, eşlerden yoksulluğa düşecek olana verilecek olan nafaka türü “tedbir nafakası” diye adlandırılmaktadır. Bu nafaka, boşanma davası kesinleşene kadar ödenebilmektedir. Yoksulluk nafakası ise; boşanma sonrası alınabilecek nafaka türlerinden biri olup, ödenmesindeki asıl amaç, evlilik içerisinde maddi bir gelire sahip olan eşin, boşanma sonrası bu maddiyattan mahrum kalması ve yoksulluğa düşmesidir. TMK m.364 ve devamı olan madde içeriklerinde bahsedilen ve yardım edilmediğinde zor duruma düşecek olan yakın akrabaların geçinmesi için talepte bulunulan nafakaya ise “yardım nafakası” denilmektedir. Sıkça sorulan ve genelde en çok artırma oranlarıyla ilgili uyuşmazlıkların çıktığı, halk arasında “çocuk bakım nafakası” diye dillendirilen, çocuğun bakımı için gerekli olan mali desteğin sağlanması adına ödenen nafaka türüne de “iştirak nafakası” denilmektedir. Bu nafaka türünde ödenen para, boşanma davasının sonuçlanmasıyla, hâkimin kararı ile başlayıp çocuğun 18 yaşına gelmesine kadar devam eder. Boşanma sürecinde ve boşanma davası sonrası nafakayı alabilecek kişiler;

 

  • Düşük gelire sahip ya da geliri olmayanlar,
  • İş akdi sona erdirilmiş kişiler, örneğin; işten kovulmuş ya da işten çıkartılmış
  • Ev hanımları,
  • Asgari ücretle çalışan eşler,
  • Geçici işlerde çalışan, düzenli bir işi ve geliri olmayan eşler yoksulluk nafakası alabilirler.

Boşanma sonrası yoksulluk nafakası alamayacak kişiler ise;

 

  • Fiili olarak başkası ile evli gibi yaşayanlar,
  • Belirli bir gelire sahip, boşanma sonrası yoksulluk çekmeyecek kişiler,
  • Maaşı, aylık geliri, dul aylığı, emekli maaşı, yaşlılık maaşı gibi düzenli gelire sahip kişiler,
  • Yeterli miktarda sosyal yardım alan, kira geliri olan, yurtdışından gelire sahip, işsizlik maaşı olan kişiler,
  • Mesleği olan, mesleğini icra eden ve buna bağlı olarak belirli bir kazanca sahip kişiler,
  • Memur olan eşler,
  • Bankada belirli bir miktarda parası olan, faiz gelirine sahip eşler,
  • Mesleğe sahip ya da belirli bir yeteneğe sahip; fakat bunu isteyerek kullanmaktan imtina eden kişiler,
  • Kumar bağımlısı eşler,
  • Eşi ile aynı gelire sahip eş,
  • Eşi yoksul olan eş, boşanma sonrası yoksulluk nafakası alamaz.

 

Nafaka Artırımı Davası ve Şartları

Kimi zaman nafaka miktarı nafaka alacaklısına, ekonomik şartların değişime uğramasıyla ve artan ihtiyaçların nafaka miktarıyla orantısızlığa düşmesiyle yetmeyebilir. Boşanma davalarında nafakaya ilişkin olarak verilen kararların, kesin hüküm niteliği yoktur; bu nedenle, alınan nafakanın yetersiz kalması durumlarında bireyler, haklı gerekçelerle nafaka arttırma davası açabilmektedirler. Bu davanın açılabilmesi için gerekli şartların gerçekleşmesi gerekmektedir; ancak belirtmekte fayda var ki nafaka artırımı davasını açmak için belirli bir süre olmayıp, nafaka alacaklısının gerekçeli bir neden öne sürmesi yeterlidir. Anlaşmalı boşanma gerçekleştirmiş olmak ve anlaşmalı boşanma protokolü içerisinde nafaka miktarı üzerinde anlaşılmış olması, bu dava türünün açılması önünde bir engel teşkil ettiği söylenemez. Hali hazırda bir nafaka kararının olması, nafaka artırımı davasının açılması için öncelikli şarttır. Diğer şart ise; yukarıda vurguladığımız gibi, tarafların durumlarında veya yaşam koşullarında bir değişikliğin meydana gelmiş olmasıdır.

 

Nafaka Arttırımı Davası Şartları

Nafaka Arttırımı Davası Şartları

Bu davayı açmak isteyen alacaklı için yetkili mahkeme, oturduğu yerde bulunan Aile Mahkemesi olup, nafaka artırımı davası farklı bir mahkemede açılamamaktadır. Nafaka artışı için öne sürülecek olan gerekçeler elbette farklılık gösterebilmektedir. Mesela; kimi zaman dava konusu çocuğun okul masrafları olurken, kimi zaman da temel ihtiyaçların artması ve nafaka miktarının yetersiz kalması olarak öne sürülebilmektedir. Ayrıca, bu bahsi geçen davayı açacak bireyler, tekrar tekrar dava açma zahmetinden kurtulmak için nafaka artış oranlarının belirlenmesini dava içerisinde talep ederek, nafakanın her yıl enflasyona dayalı şekilde artırılmasını hakimden pek tabi talep edebilirler. Böylesi bir durumda hakim -nafakanın tefe tüfe artış oranlarına bağlı kalarak- nafakanın her yıl arttırılması gerektiğine hükmeder. Ancak günümüzde artık ÜFE (üretici fiyat endeksi) oranı esas alındığından; artış talep edilirken ÜFE oranlarına da dikkat edilmelidir. Aksi halde davanın kısmen kabulü gündeme gelecek ve bu da karşı tarafa vekalet ücreti doğurmayacaktır. Es geçilmeyip belirilmesi gereken bir diğer önemli husus ise; hakimin, talep edilen miktarın altında nafakaya karar vermesi halinde, yargılama gideri ve vekalet ücretinin nafaka alacaklısına ödetilmesine yol açmayacağıdır. Son olarak; davanın takibinde veya açılmasında bir avukatın tayin edilmiş olması şart olmayıp, yalnızca hak kaybının önlenmesi açısından bu hukuki durumun bir avukat ile takip edilmesi tavsiye edilmektedir.

 

 

Nafaka Artırımı Davası Ne Kadar Sürer?

Süresi, diğer tüm davalarda olduğu gibi tamamen mahkemenin bulunduğu yer ve yoğunluğu ile alakalıdır. Bu sürenin büyük şehirlerde daha uzun olması muhtemelken; küçük şehirlerde mahkeme yoğunluğu ile doğru orantılı olarak daha kısa öngörülebilmektedir. Kabataslak bir ihtimalde bulunacak olursak, genel olarak bu dava türünün en az 7-8 ay sürdüğü söylenebilir. Hakim, ilk duruşmada 3-4 ay sonrasına duruşma günü verebilir; bu sebeple, dilekçede “dava açılma tarihinden itibaren” ibaresinin yazılmış olması durumunda davacıya, geçen bu 7-8 ayın nafakasının da yeni karar verilen nafaka üzerinden alınmasını sağlar.

Nafaka Azaltılması, Kaldırılması ve İptali

Belirtilmesi gereken ilk husus, davayı açan kişinin –yani, davacının- nafakayı ödeyen kişi –yani, nafaka borçlusu- olduğudur. Değişen hayat koşullarının bir getirisi olarak, nafakanın indirilmesinin talebi de mümkün olabilecek bir durumdur. Örneğin; nafaka borçlusunun yaşam standartlarında oluşan bir düşüş -maaş azalması-, iş değişikliğine bağlı gelir azalışı gibi nedenler nafakanın indirilmesi davası açılabilmesine olanak sağlamaktadır. Nafakanın kaldırılması davasında ise esas; indirim talebinden farklı olarak, nafaka alacaklısının artık nafakaya muhtaç olmamasıdır. Buna da verilecek en tipik örnek; nafaka ödenen eski eşin başkası ile evliymiş gibi yaşaması halidir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, iştirak nafakasında çocuğun 18 yaşını doldurup reşit olması durumunda da yine nafakanın kaldırılması gerekecektir.

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply