(0212) 679 32 53

Vergi Davaları

Vergi davaları, vergi hukuku içerisinde çözümlenmesi gereken davalar olup farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Genellikle vergi cezasına itiraz edilmesi ve cezanın iptali için dava yoluna başvurulmakla beraber vergilerin düzeltilmesi için de dava yoluna başvurulduğu görülmektedir. Fakat elbette davaya sebebiyet veren olayları çoğaltmamız mümkündür. Vergi davaları ve bunların çözüm yollarına değinmeden önce vergi hukuku hakkında kısaca bilgi vermemiz faydalı olacaktır.

 

Bilindiği üzere devletin ve kamu tüzel kişilerinin kamu hizmetlerini yürütebilmesi adına gelire ihtiyaçları vardır. İşte bu hizmetlerin yürütülmesinde kullanılacak gelirler çeşitli kaynaklardan sağlanmaktadır. Bu kaynakların başında şüphesiz ki vergiler yer almaktadır. Vergilerin yanı sıra, vergi cezaları, harçlar ve şerefiyeler de söz konusu kaynaklar arasında sayılabilmektedir. İşte bu kaynakların nasıl toplanacağı, kimlerden alınacağı gibi konular vergi hukukunu oluşturmaktadır. Vergi hukukunu kısaca şu şekilde tanımlayabiliriz: Kişiler ile devlet arasındaki vergi ilişkisinden doğmuş olan vergi ödevinin niteliği, doğması ve tahsili gibi konuları düzenleyen hukuk dalına vergi hukuku denmektedir. Vergi, devletin egemenlik gücüne dayanarak kamu harcamaları için kişilerden almış olduğu paradır. Fakat işin içinde devletin var olması bu konuda ihtilafların çıkmayacağı anlamına gelmemektedir. Vergi hukuku ile ilgili uyuşmazlık çıkması halinde somut olayın özelliklerine göre yalnızca idari başvuruda bulunmak mümkün olabileceği gibi bazen de dava yoluna gidilmesi gerekmektedir.

 

Vergi davaları, çok kapsamlı ve uzmanlık gerektiren konular olduğu için bu alanda mutlaka bir vergi avukatına danışılmalı ve hukuki destek alınmalıdır. Özellikle vergi davalarında süreler büyük bir öneme sahip olduğundan, sürelerin kaçırılmaması ve vaktinde işlem yapılması hak ve menfaatlerin korunması bakımından önem arz edecektir.

 

Beyana Dayalı Vergilerde Düzeltme Davası

Vergi davaları konusunda ele alcağımız ilk dava türü; beyana dayalı vergilerde düzeltme davasıdır. Vergi Usul Kanunu’nun 378.maddesine göre  hukukumuzda kural olarak beyana dayalı olarak yapılan matraha karşı dava yoluna başvurulamamaktadır. Ancak bu durumun birtakım istisnaları da ilgili kanun maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, vergi beyannamesine ihtirazı kayıt düşülmüş olması ya da tarh edilmiş olan verginin, vergi hatası barındırması halinde itiraz ve dava yolları kullanılabilecektir.

 

Beyana Dayalı Vergilerde Düzeltme Davası

 

Yukarıda belirtmiş olduğumuz şartların varlığı halinde vergi mükellefi olan kişi ya da vergi sorumlusu söz konusu tarh edilen vergi için düzeltme davası açabilecektir. Burada vergi hatası kavramı üzerinde durmamız faydalı olacaktır. Vergi hatasının tanımı VUK m.116’da yapılmıştır. İlgili madde hükmüne  göre vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veyahut vergilendirmede yapılan hatalar sebebiyle haksız yere fazla veyahut eksik vergi istenmesi halidir. Vergi hatalarından bazıları şunlardır: Mükellefiyette hata, mevzuda hata, matrah hataları, verginin mükerrer olması ve muafiyet döneminde hata. İşte bu durumlardan birinin var olması halinde vergi davalarından olan düzeltme davasının açılması mümkün hale gelecektir.

 

Vergi hatasının farkına varan mükellef ya da sorumlu düzeltme talebini ilk olarak VUK m.122 uyarınca vergi dairesine yöneltmelidirler. Vergi dairesi talebi yerinde görmediği takdirde bunun reddine karar verecektir. Talebin reddedilmesi üzerine beyanname sahibi, dava yoluna başvurabilecektir. Fakat burada önemli olan düzeltme talebinin İYUK hükümlerine göre vaktinde beyan edilmiş olmasıdır. Talebin reddi üzerine açılacak olan davanın esas sebebi vergi hatası değil; talebin vergi dairesi tarafından reddedilmiş olmasıdır. Aynı zamanda şunu da belirtmeliyiz ki talepte bulunulmadan doğrudan dava açılması da mümkündür. Bunun için de kanunda öngörülen sürelere dikkat edilmesi gerekecektir.(30 gün) Bu sebeplere dayanılarak açılacak olan vergi davalarında görevli mahkeme ise Vergi Mahkemesi olacaktır. Yetkili mahkeme ise beyannamenin verilmiş olduğu vergi dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir. Ayrıca son olarak şunu da eklemeliyiz ki Vergi Mahkemesi’nin vereceği karara karşı kanunyolu açıktır.

 

Vergi Cezasına İtiraz Davası

Verginin zamanında ödenmediği gerekçesiyle kesilen vergi cezasına itiraz edilmesi mümkündür. Çünkü Anayasa’ya göre idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Vergi cezası da idarenin bir işlemi olduğundan dolayı buna karşı yargı yoluna gidilmesi kanunen mümkündür.

 

Vergi cezasına karşı itirazda bulunulabilmesi için öncelikle kişiye bu konuda bir tebligat yapılmış olması şarttır. Vergiceza ihbarnamesi kişinin eline ulaştıktan sonra eğer söz konusu mevzu, uzlaşma yolu ile çözülebilecek nitelikte ise bu yola 30 gün içinde başvurulabilir. Eğer uzlaşma sağlanamazsa 15 gün içerisinde dava yoluna gidilebilecektir. Fakat uzlaşma yoluna başvurmak bir şart olmayıp, 30 günlük süre içerisinde dava açılması olanağı vardır.

 

Yukarıda belirtmiş olduğumuz üzere vergi cezasına itiraz olarak açılacak olan vergi davalarında, genel dava açma süresi 30 gün olarak öngörülmüştür. Fakat ödeme emrine itiraz, ihtiyati haciz gibi konularda 7 günlük süre içerisinde hukuki işlem yapılması gerekmektedir. Vergi cezasına itirazda bulunulurken dikkat edilmesi gereken en önemli konu, vergi cezasının hangi döneme ait olduğuna bakılması ve tarh edilme zamanaşımı süresinin geçilip geçilmediğine bakılmasıdır. Eğer bu zamanaşımı süresi dolmuşsa bu durumda devletin kişiye vergi cezası kesme imkanı olmayacak ve itiraz sonucunda vergi cezası hükümden düşecektir. Bu sebepledir ki vergi alacağının doğmuş olduğu takvim yılını takip etmekte olan yılın başından başlayarak 5 sene içerisinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğradığını söylememiz doğru olacaktır. Fakat zamanaşımı sürelerini durduran birtakım istisnalar mevcut olduğundan dolayı vergi davaları konusunda hukuki destek almak, davanın kaybedilmemesi açısından önemlidir.

 

Vergi Davalarında Vergi Avukatının Rolü

Vergi hukuku, çok geniş kapsamlı ve sürelerin büyük önem arz ettiği bir hukuk dalı olması sebebi ile vergi avukatına da bu konuda büyük rol düşmektedir. Vergi avukatı, vergi hukuku ve kavramı kapsamında yer alan uyuşmazlıkların çözümünü sağlamakta olan ve ayrıca idari boyutta yer alan vergi ihtilaflarının çözümüne de danışmanlık eden kimsedir. Vergi hukukunu bilmek tek başına vergi avukatı olmak için yeterli olmayıp aynı zamanda idare hukuku bilgisini de gerektirmektedir.  Bu nedenle vergi avukatlarının özellikle vergi davalarını başarıyla çözüme kavuşturmalarında idare hukuku bilgilerinin de büyük önem taşıdığını söylememiz doğru olacaktır.

 

Vergi avukatları ayrıca ceza hukuku bilgisine de sahiptirler. Çünkü vergi cezalarının bir kısmı idari para cezası olmakla beraber bir kısmı da hürriyeti bağlayıcı ceza niteliğindedirler. Bu özellikleri ile vergi avukatları diğer avukatlardan ayrılmaktadır. Gerek danışmanlık hizmeti alınmasında gerekse vergi davalarının açılmasında ve yürütülmesinde vergi davaları ile ilgilenen uzman bir avukattan yardım alınması olası hak ve menfaat kayıplarının önüne geçilmesini sağlayacaktır.

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply