(0212) 679 32 53

Şantaj Suçu

Şantaj suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 107. Maddesinde düzenlenmiş olan hürriyete karşı işlenen suçlardandır. TCK m.107/1’e göre hakkı olan ya da yükümlü olduğu birşeyi yapacağından veyahut yapmayacağından bahis ile bir kimseyi kanuna aykırı ya da yükümlü olmadığı birşeyi yapmaya veya yapmamaya veya haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi hakkında cezaya hükmolunacaktır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise kendisine ya da başkasına yarar sağlamak amacıyla bir kişinin saygınlığına ve şerefine zarar verecek niteliğe sahip hususların açıklanacağı ya da isnat edileceği tehditinde bulunulması halinde de fail şantaj suçunu işlemiş olacağından hakkında cezaya hükmolunacaktır.

 

Şantaj suçu, tehdit suçunun özel bir görünüş biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Tehdit suçunda mağdurun ileride gerçekleşebilecek haksız bir saldırıya maruz bırakılması söz konusuyken şantaj suçunda zor durumda bulunan mağdurun bu durumu tehdit konusu yapılır ve ondan çıkar sağlanır ya da kendisi belirli bir davranışa zorlanır. Şantaj suç ile korunmak istenen hukuksal yarar kişinin hareket etme özgürlüğü olmakla beraber m.107/2 açısından mağdurun şerefinin de korunduğunu söylemek mümkündür. Suçun faili herkes olabilmekle beraber, suçu işleyen kişinin kamu görevlisi olması durumunda eğer kamu görevlisi görevinin sağlamış olduğu nüfuzu kötüye kullanarak yarar sağlarsa, bu durumda icbar suretiyle irtikap suçu gündeme gelecektir. Suçun mağduru bakımından herhangi bir özellik aranmamakla birlikte mağdurun kendisine yöneltilmiş olan kötülüğü anlayabilecek ve algılayabilecek durumda olması gerekmektedir.

 

Şantaj suçu salt hareket suçu olduğundan dolayı eğer icra hareketleri kısımlara bölünebiliyorsa bu suça teşebbüsün mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Suçun tamamlanmış olması için karşı tarafa şantaj bildiriminin ulaşmış olması yeterlidir; mağdurdan istenilen davranışın gerçekleşmiş olması ya da haksız yararın sağlanmış olmasına gerek yoktur. Şantaj suçunun aynı kişiye karşı değişik zamanlarda işlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerine başvurulacaktır. Suç, iştirak açısından bir özellikle göstermemektedir. Mağdurun yapmaya ya da yapmayaya zorlanmış olduğu davranış eğer bir suç oluşturuyorsa şantaj suçunun faili aynı zamanda işlenmiş olan bu suçtan dolayı da sorumlu tutulacaktır.

 

Şantaj Suçunun Cezası

Şantaj Suçunun ve Cezası

Şantaj suçunun nasıl cezalandırılacağı TCK m.107’de belirtilmiştir. “Hürriyete Karşı Suçlar”başlığı altında düzenlenmiş olan şantaj suçu TCK’da iki fıkra halinde düzenlenmiştir. Birinci fıkraya göre, hakkı olan ya da yükümlü olduğu birşeyi yapacağından veya yapmayacağından bahis ile bir kimseyi kanuna aykırı ya da yükümlüsü olmadığı birşeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamış olan kişi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına ve aynı zamanda beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise, kendisine ya da bir başkasına yarar sağlamak amacı ile bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verici niteliğe sahip olan hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehditinde bulunulması halinde ise fail hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmolunacaktır.

 

Türk Ceza Kanunu’nda Şantaj Suçunun Unsurları

TCK m.107’de şantaj suçunun iki ayrı görünüş biçimi ele alınmıştır. Bu suçun ilk görünüş biçimi açısından suçu oluşmasına sebep olan maddi unsur, bir kimseyi kanuna aykırı ya da yükümlü olmadığı birşeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamaktır. Bunun oluşabilmesi için fail, hakkı olan ya da olmayan veya yükümlü olduğu birşeyi yapacağına ya da yapmayacağına dair beyanda bulunarak mağdurun iradesini etki altına almaktadır. Eğer hukuk düzeni faile herhangi bir hak tanımamış ya da yükümlülük yüklememiş olduğu halde mağdur buna inandrılırsa ve fail tarafından yarar elde edilirse bu durumda dolandırıcılık suçu oluşacaktır.

 

TCK’da Şantaj Suçunun Unsurları

 

Şantaj suçunun tamamlanmış olması için mağdurun belli bir davranışa ya da haksız çıkar sağlamaya zorlanmış olması yeterli olup aynı zamanda çıkarın sağlanmış olması ya da davranışın gerçekleştirilmiş olması suçun tamamlanması açısından önem arz etmez. Aynı zamanda failin mağduru yapmaya ya da yapmamaya zorlamış olduğu davranış kanuna aykırı veya yerine getirmekle yükümlü olmadığı bir davranış olmalıdır. Dolayısıyla mağdurun yerine getirdiği davranış eğer hukuk düzeni tarafından onaylanan bir davranış ise bu durumdan şantaj suçu oluşmayacaktır. Bunun yanı sıra failin iddiası gerçekleşebilir ve inandırıcı nitelikte olmalıdır. Örneğin bir işverenin işçisine “Git şu adamı öldür, yoksa seni işten çıkarırım.” demesi halinde şantaj suçu oluşmuş olacaktır. 

 

TCK m.107/2’de yer alan şantaj suçunun ikinci görünüş biçimi olan suçta ise açıklanacağı söylenen hususun geçmişe yönelik olması gerekmektedir. Çünkü kişilerin henüz yaşamamış olduğu olaylar onların şeref ve saygınlığını etkilemeyecektir. Açıklanacağı söylenen hususun gizli ve bilinmesi istenmeyen hususlar olması gerekmektedir. Eğer bilinen hususlar söz konusuysa bu durumda şantaj suçu oluşmayacaktır. Bu suç, tehdit suçundan iki noktada ayrılmaktadır. Tehdit suçunun konusu çok farklı olabilirken bu suçun konusu yalnızca şeref ve saygınlıktır. Aynı zamanda tehdit suçundan farklı olarak bu suçun işlenme sebebi failin kendisine veya başkasına yarar sağlamak istemesidir. Yani tehdit suçunda korku sağlamak söz konusu iken burada korku sağlamanın amacı yarar sağlamaktır.

 

Şantaj suçunun manevi unsuruna değindiğimiz zaman ise şunu söyleyebiliriz ki suçun, TCK m.107/1’de gösterilen hali genel kastla işlenebilirken m.107/2’deki halinin söz konusu olması için özel kast aranmaktadır. Bahsedilen özel kast, failin yarar sağlama kastıdır. Mağdurun yalnızca şeref ve saygınlığına yönelik sadece tehditte bulunulmuşsa, o zaman tehdit suçu oluşacaktır. Yarar sağlama maksadının da olması halinde şantaj suçu gündeme gelecektir. Yararın faile ya da üçüncü bir kişiye sağlanacak olması suçun oluşumu açısından önemli değildir. Lehine yarar sağlanması istenen kişi, somut olayın özelliklerine göre şantaj suçuna iştirak veya suç eşyasını kabul etmek suçundan dolayı cezalandırılacaktır.

 

Skype,Whatsapp,Youtube,Webcam vb. Yollarla Şantaj Suçu

İnternetin ve telefonların artık hayatımızın vazgeçilmez birer parçası olması sebebiyle pek çok suçun işlenmesinde bu yollara başvurulmaktadır.  Özellikle Whatsapp gibi mesajlaşma programları üzerinden gerçekleştirilen sohbetlerin başka yerlerde ilan edileceğine dair mağdurdan çıkar sağlamak sıkça karşılaşılan durumlardandır.

 

Bunun dışında Skype veya webcam üzerinden görüntülü olan iletişim kurulması halinde mağdurun cinsel içerikli konuşmalarını kaydedip, söz konusu çıkarın sağlanmaması durumunda Youtube video paylaşım sitelerinde yayınlacağı konusunda da bir çok insan şantaja maruz kalmaktadır. İşte böyle durumlarda failin isteklerine boyun eğmek mağdurun yapması gereken en son harekettir. Şantajın ispat edilebilmesi açısından delillerin toplanması ve bunların muhafazası çok önemlidir. Dolayısıyla, örneğin Whatsapp üzerinden şantaja maruz kalan kimse bu konuşmanın ekran görüntüsünü kaydetmelidir ya da diğer iletişim programları üzerinden bu suçun mağduru olan kimse mutlaka görüntüleri ya da konuşmaları muhafaza etmelidir. Böylelikle suçun failini bulmak ve suçu ispat etmek kolaylaşacaktır. Şantaj suçunun bahsi geçen yollar üzerinden işlenmesi halinde mağdur kimseler mutlaka bir bilişim avukatından yardım almalıdır ve unutulmaması gereken en önemli nokta ise, suçun mağduru harekete geçmediği sürece şantaj son bulmayacaktır.

 

Şantaj Suçu Şikayete Bağlı Mıdır?

Şantaj suçu, TCK’ya göre şikayete tabi bir suç değildir. Dolayısıyla şantaj suçunun işlenmesi durumunda soruşturma ve kovuşturma re’sen yapılacaktır. Şikayete tabi olan suçlarda hüküm kesinleşinceye kadar şikayetten vazgeçebilme imkanı söz konusudur. Şikayetten vazgeçme durumunun olması halinde tüm ceza koşulları da ortadan kalkacaktır. Fakat şantaji şikayete tabi bir suç olmamasından ve kendiliğinden soruşturulan bir suç olması sebebiyle mağdur, fail hakkındaki şikayetini geri almış olsa dahi kamu davası olarak devam etmektedir.

 

Şantaj Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları

Şantaj suçunun oluşması bakımından failin, mağdura şantajda bulunmuş olmasının yeterli olduğunu aynı zamanda mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanmış ya da isnat edilmiş olmasının gerekmediğini daha önce de belirtmiştik. Nitekim Yargıtay pek çok kararında da bu durumu doğrulayıcı nitelikte sonuçlara ulaşmıştır.Sanık İ.A, kendi şirketinde avukat olarak ve çalışan ve ayrıca imam nikahı ile birlikte olduğu katılanın kendisinden ve şirketinden ayrılmak istemesi üzerine, cinsel beraberlik kurduklarına dair görüntüleri içeren kaseti açıklayacağını bildirmiştir. Sanığın bu eylemi ile söz konusu kaseti açıklamış olup olmadığının bir önemi olmaması sebebiyle karşı tarafa açıkça tehdit belirtilmiş olduğundan şantaj suçu oluşmuştur. ( Yar. 4. CD., 6.7.2009, 11471/13429) Şantaj suçunun işleniş biçimi açısından şunu söylemeliyiz ki açıklanacağı veya isnat edileceği söylenen şeyler mağdurun iradesini zorlamaya elverişli olmalıdır.

 

Böyle bir durum karşısında mağdur, çıkar sağlamak ya da açıklama veya isnada katlanmak arasında seçim yapmak zorunda kalmaktadır. Yargıtayın da vurguladığı üzere, mağdurun bahsettiğimiz duruma düşmesinde failin etkisinin olup olmamasının ya da açıklanacağı tehdidinde bulunulan durum itibari ile mağdurun meşru zeminde olup olmamasının suçun oluşumu açısından bir önemi yoktur.

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaşın, herkes bilgilensin:
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply